DWIC CONNECT İSTANBUL
- Zeynep Turker

- 4 gün önce
- 6 dakikada okunur

Sigortanın Geleceği Artık Jeopolitiğin İçinde Yazılıyor
Dubai World Insurance Congress (DWIC), yıllardır küresel sigorta ve reasürans sektörünün en önemli buluşmalarından biri olarak Dubai'de düzenleniyor. Bu yıl bölgedeki jeopolitik gelişmeler nedeniyle organizasyon Aralık ayına ertelendi .Bu süreçte ise DWIC Connect İstanbul ile sektör, iki kıtanın birleştiği İstanbul'da bir araya geldi.
Aslında bu değişiklik, bir taraftan sektörün bugün karşı karşıya olduğu yeni gerçeği de gözler önüne seriyor. Çünkü artık jeopolitik riskler yalnızca sigortalanan riskler değil; sigorta sektörünün kapasitesini, fiyatlamasını, sermaye kullanımını ve hatta organizasyonların yapılacağı şehirleri bile doğrudan etkileyen bir unsur haline geldi.
İstanbul'da geçen yoğun program boyunca savaş riskleri, iklim değişikliği, reasürans kapasitesi, DASK, sermaye yeterliliği, COP31 hazırlıkları ve geleceğin riskleri konuşuldu.
Günün sonunda en güçlü mesaj tek bir cümlede özetlenebilir:
Sigorta artık yalnızca hasar ödeyen bir sektör değil; ekonomik dayanıklılığın ve yatırımın ön koşulu.
"No Insurance, No Investment (Sigorta Yoksa Yatırım da Yok)"
DWIC Connect boyunca birçok değerli konuşma arasında bence dikkat çeken mesajlardan biri olan bu cümle bugün küresel ekonominin nasıl çalıştığını çok net anlatıyor.
Geçmişte sigorta daha çok bir hasar ödeme mekanizması olarak görülüyordu. Oysa bugün büyük altyapı yatırımları, enerji projeleri, limanlar, havaalanları, veri merkezleri veya uluslararası finansman gerektiren herhangi bir yatırım için ilk sorulan sorulardan biri artık “Bu risk sigortalanabiliyor mu?”.
Çünkü sigorta kapasitesi yoksa finansman bulmak da zorlaşıyor. Bankalar kredi vermekte çekingen davranıyor, yatırımcılar sermayelerini farklı bölgelere yönlendirebiliyor.
Konuşmacılar bunu yalnızca teorik olarak anlatmadılar. Ukrayna Savaşı sırasında yaşananlar, Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeler ve Orta Doğu'daki gerilimler bunun en somut örnekleri. Savaş başladığında yalnızca fiziksel hasar oluşmuyor; sigorta kapasitesi daralıyor, savaş riskleri yeniden fiyatlanıyor ve yatırım kararları ertelenebiliyor.
Böyle zamanlarda, sigortacılar çoğu zaman görünmez kahramanlar. Hizmetlerini çok fazla anlatmıyorlar belki ama kriz anlarında sermaye sağlayarak toplumların ve ekonomilerin yeniden ayağa kalkmasına katkı veriyorlar.
Bu bakış açısı, sigortanın ekonomik sistem içindeki rolünün ne kadar değiştiğini gösteriyor.
Jeopolitik Riskler Artık Underwriter'ın Günlük Gündemi
Sık tekrarlanan başlıklarından biri de savaş ve politik şiddet risklerindeki değişimdi.
Uzun yıllar boyunca bazı bölgelerde büyük bir olay yaşanmaması, savaş riski primlerinin giderek düşmesine neden olmuştu. Ancak son dönemde yaşanan gelişmeler gösterdi ki, yıllarca sakin görünen bir risk profili bile bir gecede tamamen farklı fiyatlanabiliyor.
Son gerilimden sonra savaş riski, politik şiddet ve terörizm teminatlarına yönelik talep arttı; reasürans piyasası çok daha temkinli hareket etmeye başladı.
Artık reasürörler sadece "ülke riski" değerlendirmesi yapmıyor. PV ( Political violence- politik şiddet) , Terör, Kargaşalık, Savaş gibi riskler çok daha ayrıntılı analiz ediliyor. Her biri farklı senaryolar altında değerlendiriliyor ve buna göre fiyatlanıyor. Bu da bize Jeopolitik gelişmelerin artık yalnızca diplomatların veya devletlerin gündemi olmadığını, underwriting ekipleri için de günlük çalışma konusu haline geldiğini gösteriyor.
Türkiye'nin Dayanıklılık Mesajı
Etkinliğin Türkiye konuşmalarında Türkiye'de yürütülen finansal dayanıklılık çalışmaları, sermaye yeterliliği düzenlemeleri, dijital regülasyonlar, stres testleri ve hasar yönetimi alanındaki gelişmeler üzerinde durdu. Özellikle DASK'ın yaklaşık %60 seviyesindeki penetrasyon oranının uluslararası katılımcılar tarafından dikkat çekici bulunduğu vurgulandı.
Konuşmada ayrıca doğal afetlerin sıklığındaki artışın yanı sıra ikincil zararların da önem kazandığı, sektörün yalnızca bugünkü risklere değil gelecekte oluşabilecek senaryolara hazırlanması gerektiği ifade edildi. Düzenleyici otoritenin güçlü ve dayanıklı bir sigorta piyasasını destekleme yaklaşımı da uluslararası katılımcılar açısından önemli bir güven mesajı verdi.
Türkiye açısından bakıldığında bu mesajlar yalnızca düzenleme gündemini değil, aynı zamanda uluslararası reasürans sermayesinin güvenini de yakından ilgilendiriyor.
Sigorta piyasasının büyüklüğü 2020 büyüme hedefleri ve yol haritalarıyla bu yönde atılan adımlar aktarıldı.
COP31: İklim Değişikliği Sigortanın Ana Gündemi Haline Geliyor
Brezilya'daki COP30 deneyimini dinleme fırsatı bulduk.
Sigorta sektörü yıllarca iklim zirvelerinde kenarda duran ama rehberlerde dokümanlarda yer almamış. Oysa yaşanan afetler, yalnızca son yıllarda yüz milyarlarca dolarlık ekonomik kayıp oluşturdu. İklim değişikliğinin etkileri her yıl daha sık, daha geniş alanlarda ve daha yüksek maliyetlerle hissediliyor. Buna rağmen kamuoyunun önemli bir kısmı sigorta sektörünün her yıl ne kadar büyük ekonomik yük üstlendiğinin farkında değil.
Brezilya Sigorta Sektörü COP 30 hazırlıkları başlamadan önce hükümet, yerel yönetimler, finans sektörü, tarım, sanayi ve diğer paydaşlarla çok sayıda toplantı gerçekleştirilmiş. Amaç yalnızca iklim değişikliğini konuşmak değil; sigortanın çözümün ayrılmaz bir parçası olduğunu göstermek olmuş.
Ortaya çıkan sonuç “Sigorta sektörü masaya sonradan davet edilen bir taraf olmamalı. Masanın kurulmasına katkı veren sektörlerden biri olmalı.”
Türkiye'nin COP31 hazırlıklarında da benzer bir yaklaşımın benimsendiği vurgulandı. Temiz enerji, tarım, dayanıklı şehirler, yeşil sanayi, denizler ve okyanuslar gibi başlıklarda sigorta çözümlerinin politika belgelerine daha güçlü şekilde entegre edilmesi gerektiği ifade edildi. COP31 kapsamında "Insurance House" ile sekötr COP31 in önemli paydaşlarından biri olarak yerini alıyor.
Savaşın Görünmeyen Hasarları
Savaşların yalnızca bombaların düştüğü bölgeleri etkilemiyor. Fiziksel hasar oluşmayabilir. Fabrikalar, depolar ayakta kalabilir. Ama liman kapanabilir. Gemi bekleyebilir. Tedarik zinciri durabilir. Enerji akışı kesilebilir. Siparişler teslim edilemeyebilir.
İşte tam da bu nedenle artık yalnızca Property Damage değil, “Non-Damage Business Interruption (NDBI) Fiziksel Hasara Bağlı Olmayan Kar Kaybı ” gibi ürünler de çok daha fazla konuşuluyor.
Konuşmacılar, Orta Doğu'daki gelişmeler sırasında özellikle deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıkların milyarlarca dolarlık varlığın limanlarda beklemesine neden olduğunu, projelerin geciktiğini ve ekonomik etkinin fiziksel hasarın çok ötesine geçtiğini anlattılar. Türkiye'nin alternatif lojistik koridorları ve enerji hatları sayesinde bu süreçte bazı fırsatlar yakaladığı da değerlendirildi.
Bu yaklaşım, risk yönetiminin artık yalnızca 'hangi bina zarar gördü?' sorusuna değil, 'Asıl ekonomik faaliyet neden durdu?' sorusuna da cevap aradığını gösteriyor
Koridorlarda ve Kahve Molalarında Konuşulanlar
Uluslararası kongrelerin asıl değeri çoğu zaman sahnedeki sunumlardan değil, molalarda başlayan sohbetlerden çıkar.
ABD'den, Birleşik Krallık'tan, Londra piyasasından, Dubai'den, Brezilya başta olmak üzere Güney Amerika'dan, Avrupa'nın farklı ülkelerinden gelen sigortacılar, reasürörler, brokerler ve MGA temsilcileriyle yapılan kısa sohbetler farklı coğrafyaların aynı risklere nasıl baktığını görmek açısından son derece öğretici oldu.
Bir ülkede yeni uygulanmaya başlayan bir çözümün, başka bir ülkede yıllardır standart hale geldiğini; bizim henüz gündemimize yeni giren bazı risklerin ise farklı pazarlarda çoktan fiyatlanmaya başladığını görmek bu buluşmaların en büyük kazanımlarından biri.
Bence uluslararası organizasyonların gerçek değeri tam da burada ortaya çıkıyor. Kartvizit alışverişinden çok, farklı bakış açılarını dinleyebilmek, kendi pazarınızı dışarıdan görebilmek ve birbirinden öğrenebilmek...
Geleceğin DWIC'lerinde Daha Fazla Ne Görmek İsterim?
Bu yılın programı ağırlıklı olarak jeopolitik olayların etkisindeki sektör gündemine odaklıydı. Gelen katılımcılar da ağırlıklı olarak sabit kıymet , sorumluluk , marine, nakliyat , politik şiddet branşları ağırlıklı reasürörler, MGA’ler ve sigorta şirketleriydi.
Önümüzdeki dönemde konferansın değişen risk dünyasını daha fazla yansıtacak şekilde evrilmesinin sektöre önemli katkı sağlayacağını düşünüyorum.
Bugün reasürans piyasasının gündemi artık yalnızca yangın, mühendislik, denizcilik veya klasik sorumluluk branşlarından oluşmuyor. Siber riskler, parametrik sigortalar, finansal risk transfer çözümleri, iklim teknolojileri, yapay zekâ uygulamaları, veri analitiği, modelleme şirketleri, insurtech girişimleri ve risk teknolojisi sağlayıcıları giderek daha fazla söz sahibi oluyor.
Aynı şekilde alternatif sermaye çözümleri, cat bond piyasaları, parametrik ürünler, iklim modelleme şirketleri ve teknoloji ekosisteminin de bu tür organizasyonlarda daha görünür olması, konferansın uluslararası etkisini daha da artıracaktır.
Çünkü artık sektör yalnızca riskleri sigortalamıyor. Riskleri ölçüyor, modelliyor, önleyici sigortacılık yaklaşımıyla giderek daha fazla teknolojiyle birlikte çalışıyor.
Sigortanın geleceği artık poliçe şartlarında değil, jeopolitik gelişmelerde, İklim politikalarında, enerji güvenliğinde, tedarik zincirlerinde, uluslararası finansmanda yazılıyor.
Birçok ülkede ortak hedef; sigortalılık oranlarını artırmak, risk havuzlarını büyütmek ve toplumun değişen ihtiyaçlarına daha hızlı cevap verebilen çözümler geliştirmek
Sigorta sektörü uzun yıllar riskleri fiyatlayan bir sektörken bugün risklerin yönetildiği masanın kurulmasına katkı veren, ekonomik dayanıklılığı mümkün kılan, yatırımların önünü açan ve belirsizlik ortamında hayatın devamı için gerekli güven altyapısının en önemli parçalarından biri olarak stratejik bir sektör konumunda.
Türkiye Sigorta Piyasası ;
Uluslararası reasürörlerin ve MGA'lerin önemli bir bölümü hâlâ ağırlıklı olarak yangın, mühendislik, denizcilik ve klasik sabit kıymet riskleri üzerine odaklanıyor. Bugün Türkiye açısından baktığımızda, bu alanlarda bir kapasite sıkıntısı yaşamıyoruz, aksine bolluk var. Elbette bu branşlar sektörün temelini oluşturmaya devam edecek. Ancak iklim riskleri ve deprem nedeniyle alternatif kapasite kaynaklarıyla tanışmak ve farklı piyasalarla çalışmak geleceğe yapılacak önemli yatırımlardan biri olacak.
Diğer taraftan şirketler için geleneksel güvenceler kadar siber saldırılar, tedarik zinciri kesintiler, İklim kaynaklı gelir kayıplarına sigorta çözümleri de önemli ihtiyaç haline gelmiş durumda.
Parametrik sigortalar, alternatif risk transfer mekanizmaları, finansal risk çözümleri, yapay zekâ destekli risk modelleme, veri analitiği ve teknoloji tabanlı sigorta ürünleri giderek daha fazla ihtiyaç haline geliyor.
Bu nedenle gelecekte insurtech girişimlerini, iklim teknolojisi şirketlerini, modelleme kuruluşlarını, veri sağlayıcılarını, siber güvenlik firmalarını ve alternatif sermaye platformlarını da bu gibi konferanslarda umarım daha fazla görürüz. Bana göre gelecek yalnızca daha fazla kapasite üretmekte değil, daha önce sigortalanamayan riskleri sigortalanabilir hale getirecek yeni çözümler geliştirmekte.
Türkiye'nin de önümüzdeki dönemde fark yaratacağı alanın tam olarak burası olduğuna inanıyorum.
Katılımcılar olarak Türkiye piyasasına gösterilen ilgiyi görmek ve dünyanın farklı bölgelerinden gelen meslektaşlarımızı İstanbul'da ağırlamak gerçekten keyifliydi.. Ben de bu buluşmadan hem yeni dostluklarla hem de paylaşmaya değer pek çok yeni fikir ve gözlemle ayrıldım. Bu değerli organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürler.
#DWIC #Reinsurance #Insurance #RiskManagement #EmergingRisks #PoliticalViolence #ClimateRisk #ParametricInsurance #CyberInsurance #RiskTransfer #InsuranceLeadership



Yorumlar