BADEN-BADEN GÜNLÜKLERİ 18 Ekim 2026 |

Kapasite bol. Peki yeni risklere kim kapasite verecek?
Her yıl ekim ayında Almanya'nın Baden-Baden kentinde dünyanın önde gelen sigorta ve reasürans şirketleri, brokerler, sermaye sağlayıcıları ve risk uzmanları bir araya geliyor.
Baden-Baden, yalnızca sektör yöneticilerinin buluşup görüş alışverişinde bulunduğu bir konferans değil. Bir sonraki yılın reasürans yenilemelerinin şekillendiği, kapasite, fiyat, teminat ve risk paylaşımının müzakere edildiği önemli bir piyasa buluşması.
Bu yılki toplantılar 18 Ekim'deli açılış günüyle başladı. Masada ise 1 Ocak 2027 yenilemeleri var.
Baden-Baden'i neden takip ediyorum?
Çünkü burada konuşulanlar, birkaç ay sonra Türkiye'deki sigorta şirketlerinin maliyetlerine, üstlenebilecekleri risklere, sunabilecekleri teminatlara ve dolayısıyla sigortalılara yansıyacak.
Bu yıl benim özellikle cevabını merak ettiğim başka bir soru var.
Reasürans piyasasında kapasite bol. Peki yeni ortaya çıkan riskler için de kapasite var mı?
FERMA'dan Baden-Baden'e uzanan soru
Rotterdam'daki FERMA Forum 2026 Notlarımı paylaştığım yazımda belirttiğim gibi Avrupa'nın dört bir yanından gelen risk yöneticileri, sigortacılar ve brokerlerle aynı salonda, aynı tartışmaları dinlerken risk yöneticilerinin mesajı çok netti:
“Bize aynı riskler için daha fazla kapasite sunmak yerine, yeni ortaya çıkan risklerimiz için kapasite verin.”
Bu talep önemli. Sigortacıların hâlâ çok muhafazakâr davrandığı eleştirisini de içeren bu talep, akıllardaki asıl soruyu öne çıkarıyor:
Yapay zekâ, siber bağımlılıklar, tedarik zinciri kesintileri veya fiziksel hasar olmadan ortaya çıkan gelir kayıpları için hâlâ çözüm bulunamıyorsa, kapasite bolluğunun daha düşük maliyet dışında ne faydası var?
Bakalım önümüzdeki üç gün boyunca Baden-Baden'de bu soruya yanıt verilecek mi?
Baden-Baden'de kimler, neyi müzakere ediyor?
Baden-Baden, Monte Carlo'daki eylül reasürans buluşmasının ardından, özellikle Avrupa piyasasının 1 Ocak yenilemeleri öncesindeki önemli duraklarından biri.
Munich Re, Swiss Re, Hannover Re, SCOR gibi büyük reasürörler; AXA XL, MS Re gibi kapasite sağlayıcıları; Aon, Guy Carpenter, Gallagher Re, Howden Re, Marsh Re ve Willis Re gibi brokerler; sigorta şirketleri, modelleme kuruluşları ve alternatif sermaye temsilcileri burada buluşuyor.
Konuşulan yalnızca fiyat değil.
Sigorta şirketleri hangi hasarları kendi bilançolarında tutacak? Katastrofik reasürans koruması hangi seviyeden başlayacak? Bir yılda birden fazla afet yaşanırsa koruma nasıl devam edecek? Sel, dolu ve orman yangını gibi sıklaşan olaylar nasıl modellenip fiyatlanacak?
Bu soruların yanıtları, reasürans programlarının gerçek koruma gücünü belirliyor.
2023 sonrasında katastrofik reasürans piyasasında sigorta şirketlerinin kendi üzerlerinde tuttukları hasar eşikleri (konservasyon)yükselmiş, birçok sigorta şirketi daha sık gerçekleşen orta büyüklükteki doğal afet hasarlarını kendi bilançosunda taşımak zorunda kalmıştı. Şimdi kapasite artıyor, rekabet güçleniyor. Sedanlar yalnızca fiyat indirimi değil, daha düşük attachment point, daha uygun reinstatement koşulları ve genişletilmiş teminatlar istiyor.
Reasürörler ise haklı olarak şu soruyu soruyor: Daha sık gerçekleşen hasarları yeniden üstleneceksek bunun teknik fiyatı ne olacak?
Görünen o ki 2027 yenilemelerinin temel pazarlıklarından biri bu.
Türkiye için neden önemli?
Türkiye'de reasüransın önemini anlatmaya gerek var mı bilmiyorum. Depremden yangına, mühendislikten sorumluluk sigortalarına kadar büyük risklerin sigortalanabilmesinde uluslararası reasürans piyasasının payı çok büyük. Özellikle deprem riski nedeniyle uluslararası reasürans piyasasında önemli kapasite alıcılarından biriyiz.
Bu nedenle Baden-Baden'de kapasitenin artması ve fiyatların gevşemesi Türk sigorta şirketleri için olumlu bir gelişme olur. Reasürans maliyetleri düşebilir. Katastrofik koruma limitleri artırılabilir. Daha önce yüksek tutulan eşikler yeniden müzakere edilebilir. Programların koşulları iyileştirilebilir.
Ama burada iki önemli noktayı ayırmak gerekiyor.
Birincisi, reasürans maliyetinin düşmesi sigortalının priminin aynı oranda düşeceği anlamına gelmez. Hasar deneyimi, enflasyon, risk kalitesi, şirket giderleri ve piyasa rekabeti nihai fiyatı etkilemeye devam eder.
İkincisi, Avrupa'da kapasitenin bol olması Türkiye'deki her risk için aynı iştahın bulunduğu anlamına gelmiyor. Ülke ve bölge birikimleri, deprem maruziyeti, sel tehlikesi, model belirsizlikleri ve şirketlerin kendi hasar deneyimleri belirleyici olmaya devam edecek.
Özetle Baden-Baden'den iyi haberler gelebilir. Ancak bunların Türkiye'ye nasıl yansıyacağını, 2027 programlarının gerçek koşullarını gördüğümüzde anlayacağız.
Açılış gününün mesajları
18 Ekim'de yayımlanan açıklamalar, reasürans piyasasındaki tartışmanın yalnızca ucuzlayan kapasiteyle sınırlı olmadığını gösteriyor.
AXA XL, sel, dolu ve orman yangınlarının artık ikincil riskler gibi ele alınamayacağını vurguluyor. Bu risklerin hasar sıklığı ve toplam kayıplar üzerindeki etkisi artarken, modelleme ve veri kalitesinin de geliştirilmesi gerekiyor. Üstelik kayıplar yalnızca fiziksel hasardan ibaret değil; ulaşım, enerji, iletişim ve tedarik zinciri kesintileri de ekonomik sonuçları büyütüyor.
Swiss Re, risklerin yalnızca büyümekle kalmayıp birbirine daha fazla bağlandığına dikkat çekiyor. Veri merkezleri ve büyük altyapı yatırımlarında yoğunlaşan değerler, coğrafi kümelenmeler, birbirine bağımlı tedarik zincirleri ve dijital altyapılar, tek bir olayın etkisini genişletebiliyor. Bu nedenle yalnızca daha fazla reasürans sermayesine değil, daha iyi risk analizine ve dayanıklılık yatırımlarına da ihtiyaç var.
Marsh Re'nin gündeminde ise risk transfer zincirinin kendisi var. Bir tarafta müşteriye ve veriye daha fazla yaklaşan brokerler, MGA'lar ve teknoloji odaklı dağıtım yapıları; diğer tarafta ILS fonları, katastrofik tahviller ve alternatif sermaye sağlayıcıları bulunuyor.
Geleneksel reasürörler bu iki gelişmenin ortasında kendi değerlerini yeniden tanımlamak zorunda. Yalnızca sermaye sağlamak yeterli mi? Yoksa güvenilir kapasite, uzmanlık, hızlı karar alma ve uzun vadeli ortaklık da bu işin vazgeçilmez parçaları mı?
Bana kalırsa ikinci soru çok daha önemli.
Peki hasarsız zarar?
Gelelim FERMA'dan beri zihnimi meşgul eden meseleye.
Bir işletmenin binası, makineleri veya stokları zarar görmemiş olabilir. Ama kritik tedarikçisi faaliyetini durdurmuşsa, enerji veya iletişim altyapısına erişemiyorsa, ulaşım yolları kapanmışsa ya da müşterileri kendisine ulaşamıyorsa ciddi gelir kaybı yaşayabilir. Fiziksel hasar yoktur. Ekonomik zarar vardır.
Geleneksel iş durması sigortalarında teminat çoğunlukla tanımlanmış bir maddi hasar şartına bağlıdır. Tedarikçi veya müşteri tesisindeki maddi hasardan doğan kayıplar için özel genişletmeler bulunuyor, ancak fiziksel hasar olmadan yaşanan kesintilerin sigortalanması farklı bir tasarım gerektiriyor.
Hasarsız zarar, yani non-damage business interruption (NDBI), yeni nesil risk transferinin en önemli sınavlarından biri haline geliyor.
Peki Baden-Baden'de buna çözüm aranıyor mu? Evet, çözümün bazı parçaları masada.
Parametrik sigorta ve reasürans çözümleri, belirli bir yağış miktarı, su seviyesi, rüzgâr hızı veya başka ölçülebilir tetikleyiciye bağlı ödeme sağlayabiliyor. Böylece uygun tasarlanmış bir ürün, fiziksel hasar şartı aranmadan bazı ekonomik kayıplara karşı finansal koruma sunabiliyor.
Özel NDBI teminatları, belirli faaliyet kesintilerini poliçede açıkça tanımlanan şartlarla kapsayabiliyor.
Yapılandırılmış reasürans ve alternatif risk transferi araçları da geleneksel programların karşılayamadığı bazı ihtiyaçlara yönelik çözümler geliştirme imkânı sunuyor.
SCOR'un Baden-Baden kapsamında parametrik sigortaya ilişkin içerikler yayımlaması ve reasürans yöneticilerinin analitik uzmanlık ile yeni çözümler üzerinde durması, bu arayışın gündemde olduğunu gösteriyor.
Ama heyecanla gerçekleri birbirine karıştırmayalım. Baden-Baden 2026'da hasarsız zararı genel olarak kapsayan yeni bir standart reasürans anlaşmasının duyurulduğunu söyleyemeyiz.
Üstelik parametrik çözümlerde tetikleyici ile gerçek kayıp arasındaki fark, yani baz riski; NDBI'da olay tanımı, nedensellik, ölçülebilirlik, veri kalitesi ve fiyatlama hâlâ çözülmesi gereken önemli konular.
Kısacası teknik imkân var, ancak bunun yaygın, ulaşılabilir ve sürdürülebilir bir sigorta kapasitesine dönüşmesi ayrı bir mesele.
Daha ucuz sigorta mı, daha fazla güvence mi?
Baden-Baden'in açılış gününden çıkan sonuç şu:
Piyasa rekabetçi. Kapasite artıyor. Sigorta şirketleri daha iyi reasürans koşulları elde etmek için güçlü bir müzakere zeminine sahip.
Bunların hepsi güzel haber. Ama bir noktada aynı soruya geri dönüyoruz.
Mevcut riskleri daha ucuza sigortalamakla, bugüne kadar sigortalanamayan risklere çözüm üretmek aynı şey değil.
FERMA'da risk yöneticileri ihtiyaçlarını anlattı. Baden-Baden'de şimdi sigortacılar, reasürörler ve sermaye sağlayıcıları bir araya geliyor. 2027 yenilemelerinin başarısını yalnızca fiyat indirimleriyle, artan limitlerle veya düşen konservasyonla ölçmek eksik kalır.
Merak ettiğim bu yıl Baden Baden'a giden reasürans ve sigorta şirketlerimizin, brokerlerimizin dosyaları geleneksel trete sunumlarından mı oluşuyor, yoksa 2027'de yaratıcı çözümleriyle fark yaratan yeni nesil reasürans talepleri eklenmiş mi ?
Asıl ilerleme, yeni risklerin daha iyi anlaşılması, önlenmesi ve uygun olanlarının sigortalanabilir hale getirilmesiyle sağlanacak.
2027'de sigortalılara dün teminat verilemeyen riskler için bir çözüm olacak mı?
Baden-Baden Günlükleri'nde bu sorunun yanıtını arayalım.
Munich Re Baden Baden 2026 Media Breakfast Video bağlantısını buraya bırakıyorum




Yorumlar