top of page

BADEN-BADEN GÜNLÜKLERİ | 19 Ekim 2026

2 gün önce
6 dakikada okunur



Kapasite artarken geleceğin risklerini sigortalamaya hazır mıyız?

Reasürans piyasasında kapasite artarken sektör, geleceğin risklerini anlamak ve sigortalamak için aynı hızda ilerliyor mu?

Baden-Baden sürerken ikinci günün gündemine bakalım.

Bir tarafta artan reasürans kapasitesi, yoğunlaşan rekabet ve 2027 yenilemelerinde daha uygun fiyat beklentileri var. Diğer tarafta ise değişen iklim koşulları, tekrarlayan sel ve dolu hasarları, yapay zekâ, siber bağımlılıklar ve geçmiş hasar istatistiklerinin artık yeterince açıklayamadığı sorumluluk riskleri.

Sigorta sektörü uzun yıllardır büyük hasarları nasıl finanse edeceğini tartışıyor. Şimdi buna bir soru daha eklenmiş: Henüz yeterince tanımadığımız riskleri nasıl ölçecek, fiyatlayacak ve sigortalayacağız?

19 Ekim'de Baden-Baden'den gelen açıklamalar, bu iki tartışmanın artık birbirinden ayrı yürütülemeyeceğini gösteriyor.


Moody’s kahvaltısında geleceğin riskleri

Moody’s Insurance Solutions'ın Baden-Baden'de düzenlediği kahvaltı toplantısının gündemiyle başlayalım. Açıklanan gündemde üç konu vardı: Reasürans piyasasının görünümü, Almanya'da sel riskleri ve doğal afet sigortası tartışmaları, bir de sorumluluk sigortalarında gelecekteki hasar eğilimlerini öngörmeye yönelik yeni analitik yaklaşımlar.

Özellikle üçüncü başlık üzerinde durmaya değer. Yapay zekâ, yeni teknolojiler, değişen hukuki sorumluluklar ve dava finansmanı gibi gelişmeler, sorumluluk sigortalarının risk profilini değiştiriyor. Geçmişte yaşanmış hasarları analiz etmek elbette önemli. Ancak gelecekte karşılaşacağımız sorumlulukların tamamını geçmişin verilerinde bulamayabiliriz.

Moody’s yöneticileri riskler değişirken sigortacıların risk seçimi, fiyatlama ve portföy analizleri de değişmek zorunda olduğu yönündeki değerlendirmeleri dikkat çekici. 

Almanya'daki sel risklerinin toplantı gündeminde olması da tesadüf değil. Avrupa, artan sel riskini yalnızca bir doğal afet meselesi olarak değil, sigortalanabilirlik ve risk finansmanı sorunu olarak ele alıyor.


Hannover Re: Yüksek hasar eşiklerinin altında ne olacak?

Günün önemli teknik açıklamalarından biri Hannover Re cephesinden. 2023 sonrasında katastrofik reasürans programlarında korumanın devreye girdiği hasar eşikleri (retention) önemli ölçüde yükselmiş, bunun sonucunda sigorta şirketleri, özellikle daha sık gerçekleşen ve tek başına büyük katastrofik hasar seviyesine ulaşmayan olayların maliyetini kendi bilançolarında taşımak zorunda kalmıştı.

Şimdi bu yapı yeniden tartışılıyor. Bazı sigorta şirketleri yüksek hasar eşiklerini korumayı tercih ederken bazıları daha alt katmanlardan koruma satın almak veya yıllık toplam hasara ve hasar sıklığına yönelik reasürans çözümlerine yöneliyor.

Burada iki kavram ne demek ? Aggregate koruma, belirlenen koşullarla, yıl boyunca biriken hasarların toplamına karşı koruma sağlayabilir. Frekans koruması ise belirli büyüklükteki olayların sık tekrarlanmasından doğan hasar yükünü yönetmek üzere yapılandırılabilir.

Bu çözümler yeni icat edilmiş değil. Ancak son yıllarda yükselen Cat XL hasar eşikleri nedeniyle yeniden önem kazandığı anlaşılıyor.

Bir sigorta şirketi için asıl mesele yalnızca çok büyük bir deprem veya sel hasarına karşı korunmak değil. Aynı yıl içinde tekrar tekrar yaşanan, her biri kendi başına reasürans korumasını devreye sokmayan hasarların toplam bilanço etkisini de yönetmek. Piyasanın bu tür yapılandırılmış çözümlere, uygun fiyatlama ve teknik koşullarla kapasite sağlamaya açık olması önemli.

Kapasitenin artması başka, bu kapasitenin sigorta şirketlerinin gerçekten ihtiyaç duyduğu katmanlara ulaşması başka.


Siber riskler: Dijital bağımlılık, kapasiteden daha hızlı büyüyor

Hannover Re'nin açıklamalarında siber sigortalar önemli bir yer tutmuş. Şirket, siber reasüransı büyüme alanı olarak görürken ekonominin dijital altyapılara bağımlılığının sigorta kapasitesinden daha hızlı arttığına dikkat çekiyor. Özellikle ortak yazılım açıkları, bulut hizmeti kesintileri ve üçüncü taraf hizmet sağlayıcılarından kaynaklanan sistemik iş durması riskleri, geleneksel sigorta ve reasürans modellerini zorluyor.

Gallagher Re ise yapay zekâ ve veri merkezlerinin yarattığı yeni risk birikimlerine odaklanmış. Bir veri merkezindeki kesinti yalnızca tesisin kendisini değil, aynı altyapıya bağımlı binlerce işletmeyi ve farklı sigorta branşlarını eş zamanlı etkileyebiliyor. Asıl sorun, tek tek poliçelerdeki risklerden çok, sigortacıların portföylerinde farkında olmadan biriktirdikleri ortak bağımlılıklar.

SCOR'un yayımladığı siber tehditler ve yapay zekâ konulu teknik çalışmalar da bu risklerin reasürörlerin gündeminde giderek daha fazla yer bulduğunu gösteriyor. 

Mesaj açık: Siber sigortada mesele yalnızca kapasite artırmak değil; birbirine bağlı dijital sistemlerin yarattığı risk birikimini doğru modellemek ve bu risklere gerçekten karşılık verebilecek teminatlar geliştirmek.

Tüm bu açıklamalar ve çalışmalar siberdeki koruma açığının hala devam ettiğini gösteriyor.


Sel riskinin haritası değişiyor

Gallagher Re'nin yayımladığı A Risk in Flux araştırması, sel riskinin değerlendirilmesinde dikkat edilmesi gereken önemli bir değişime işaret ediyor.

Sel denildiğinde çoğunlukla büyük nehirlerin taşmasını düşünüyoruz. Oysa yoğun yağışların, yetersiz drenajın, kentleşmenin ve yüzeysel su akışının neden olduğu su baskınları da ciddi hasar birikimleri yaratabiliyor. Teknik olarak nehir taşkını (fluvial flooding) ile yoğun yağış kaynaklı yüzeysel su baskını (pluvial flooding) farklı tehlikeler oldukları ve bunların oluşum mekanizmaları, coğrafi dağılımları ve modelleme ihtiyaçların da farklı olduğuna dikkat çekiliyor. 

Gallagher Re'nin Avrupa'ya yönelik çalışması, yüksek çözünürlüklü tehlike verilerinin ve taşkın savunma bilgilerinin önemini ortaya koyuyor. Bir bölgenin geçmişte büyük sel hasarı yaşamamış olması, gelecekte güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Özellikle yoğun yapılaşmanın bulunduğu kentlerde küçük havzalar, altyapı kapasitesi, zemin özellikleri ve risk birikimi birlikte değerlendirilmek zorunda.

Bu çalışma Türkiye'ye özgü bir sel modeli sunmasa da İstanbul gibi yoğun yapılaşmış kentlerde risk değerlendirmesinin neden yalnızca geçmiş hasar kayıtlarına bırakılamayacağını anlamak açısından önemli.

İstanbul seli: İlk parasal bilanço ortaya çıktı

Yeri gelmişken 14 Ekim'de İstanbul ve Marmara'da yaşanan sel ve su baskınlarının sigorta sektöründeki etkisine ilişkin 19 Ekim'de açıklanan yeni verilere göz atalım 

Türkiye Sigorta Birliği verilerine dayandırılan açıklamaya göre İstanbul, Kocaeli, Antalya, Yalova, Bursa ve Sakarya'daki hasarlar için toplam 2.453 ihbar bulunuyor. Bunların 2.379'u için ayrılan muallak tazminat karşılığı yaklaşık 1,905 milyar TL.

İstanbul özelinde ise toplam 2.156 hasar ihbarı ve yaklaşık 1,701 milyar TL muallak karşılık söz konusu. Altı ilde ayrılan karşılıkların yaklaşık 1,559 milyar TL'si yangın, 346 milyon TL'si kasko branşından geliyor.

Muallak tazminat karşılığı, nihai sigortalı hasar değildir. Ekspertizler tamamlandıkça, teminat değerlendirmeleri yapıldıkça ve özellikle büyük ticari ve sınai dosyaların kapsamı netleştikçe bu rakam değişebilir.

Nitekim İstanbul'da yangın branşındaki ihbarlar arasında sınai tesisler ve ticari işletmeler de var. Bu dosyalarda yalnızca bina, makine ve stok zararlarını değil, poliçe koşullarına bağlı olarak kar kaybı taleplerini de değerlendirmek gerekecek.

Öte yandan basında yer alan 400 milyon dolarlık toplam ekonomik zarar ve 360 milyon dolarlık reasürans yükü tahminleri henüz doğrulanmış değil.

Ekonomik zarar, sigortalı zarar ve reasüransa devredilen zarar farklıdır. Açıklanan muaallak toplamının tamamını tek bir katastrofik reasürans olayına ait kabul etmek de doğru olmayacaktır. Bunun için olay tanımını, hasarların zaman ve coğrafi dağılımını, ilgili reasürans sözleşmelerini ve korumanın devreye girdiği eşikleri bilmek gerekiyor.

Dolayısıyla bugün için İstanbul selinin Türkiye reasürans piyasasına net maliyetini söyleyemesek de şurası kesin: Sel riskinin modellenmesi, sigorta şirketlerinin kendi üzerlerinde taşıdıkları hasar yükü ve frekans korumaları, Türkiye'nin 2027 yenilemelerinde mutlaka değerlendirilmesi gereken konular.


Reasürans satın almak mı, sermayeyi yönetmek mi?

Baden Baden la devam edelim. 

Howden Re'nin The Era of Deliberate Insurance araştırması, tartışmaya başka bir açıdan yaklaşmış. Avrupalı hayat dışı sigorta şirketlerinin performanslarını karşılaştıran çalışma, daha fazla sermaye tutmanın tek başına daha yüksek kârlılık anlamına gelmediğini ortaya koymuş. 

Araştırmada yüksek performanslı şirketlerin sermayeyi nasıl kullandıkları, risk seçimini nasıl yaptıkları ve reasürans stratejilerini bilanço hedefleriyle nasıl ilişkilendirdikleri öne çıkmış. Yani konu aslında sermayenin hangi riskleri taşımak için kullanıldığı ve reasüransın bu yapıyı nasıl desteklediği.

Reasürans satın alırken yalnızca prim maliyetine bakmak yeterli değil. Konservasyon yapısı, hasar oynaklığı, sermaye tüketimi, stres senaryoları ve korumanın hangi noktada devreye girdiği birlikte değerlendirilmeli.

Özellikle fiyatların gevşediği bir piyasada, geçen yılın programını yalnızca daha düşük primle yenilemek önemli bir fırsatın kaçırılması anlamına gelebilir.


Alternatif sermaye büyüyor. Peki hangi risklere ulaşacak?

Baden-Baden'de alternatif sermaye de gündemde. Sigortaya bağlı menkul kıymetlerin (ILS) küresel reasürans kapasitesi içindeki ağırlığına dikkat çekilirke, katastrofik tahvil piyasasının gelişimi ve yatırımcı getirileri de gündem olmuş.

Alternatif sermayenin artması, reasürans piyasasına yeni kaynakların girmesi ve rekabetin güçlenmesi açısından önemli. Ancak yine aynı soruya geliyoruz.

Bu sermaye yalnızca iyi modellenmiş, yatırımcıların alışık olduğu katastrofik risklerin üst katmanlarına mı yönelecek? Yoksa daha karmaşık, daha sık gerçekleşen veya henüz yeterince modellenemeyen riskler için de yeni çözümler geliştirilebilecek mi?

Alternatif sermayenin büyüklüğü kadar, hangi riskleri hangi koşullarla üstlenmeye hazır olduğu da önemli.


Hayat ve sağlık reasüransı: Sessiz ama büyüyen alan

Baden-Baden'deki açıklamalar ağırlıklı olarak katastrofik riskler, kapasite ve hayat dışı reasürans yenilemelerine odaklanırken büyük Avrupalı reasürörlerin 2026 ilk yarı sonuçları önemli bir gelişmeye işaret ediyor. Fitch verilerine göre dört büyük reasürörün hayat ve sağlık reasürans gelirleri %3,8 artarken hayat dışı reasürans gelirleri %9,4 geriledi.

Yaşlanan nüfus, sağlık harcamaları, uzun yaşam riski ve değişen hastalık profilleri, hayat ve sağlık reasüransının uzun vadeli önemini artıran başlıklar. Bununla birlikte Baden-Baden'de bu alanlarda yeni ürün veya kapasite anlaşmalarına dair bir açıklama göremedim. 

Acaba reasürans piyasasında büyüyen sermaye ve analitik kapasite, hayat ve sağlık sigortalarındaki koruma açıklarını kapatmak için de kullanılabilecek mi?

Daha ucuz trete mi, daha iyi koruma mı?

FERMA Forum'dan Baden-Baden'e taşıdığım konuyu bir kez daha hatırlatayım. Risk yöneticileri yalnızca mevcut riskleri için daha fazla kapasite istemiyor. Yeni ortaya çıkan, geleneksel poliçelerin yeterince karşılamadığı riskleri için de çözüm bekliyor.

Baden-Baden'de 19 Ekim itibarıyla gördüğümüz tabloda, bir yanda reasürans kapasitesi artıyor ve fiyat rekabeti güçleniyor. Diğer yanda yıllık ve frekans korumaları yeniden konuşulmaya başlanmış, sel modelleri geliştiriliyor, sorumluluk risklerinde yeni analitik yöntemler aranıyor ve alternatif sermaye büyüyor. 

Bunların hepsi önemli gelişmeler olmakla birlikte her yeni risk için hazır bir sigorta çözümü bulunduğunu veya geleneksel reasürans anlaşmalarının kapsamının köklü biçimde değiştiğini söyleyemeyiz.

O nedenle Baden-Baden'e giden sigorta şirketlerine yine sorayım; 

Sunum dosyalarınızda yalnızca geleneksel trete yenilemeleri mi vardı, yoksa yeni risklere çözüm üretecek farklı reasürans önerilerini de dosyalarınıza ekleyerek mi gittiniz?

2027 yenilemelerinin başarısını yalnızca primlerde sağlanan indirimle ölçmek yeterli olmayacak. Asıl başarı, sigorta şirketlerinin bilançolarını daha iyi koruyan ve sigortalıların değişen ihtiyaçlarına daha güçlü yanıt verebilen programlar oluşturmakta.

Kapasite bol olabilir. Önemli olan, doğru riske, doğru koşullarla ulaşabilmesi.

Baden-Baden Günlükleri devam edecek.



Yorumlar


bottom of page