top of page

BADEN BADEN GÜNLÜKLERİ I 20 EKİM 2026

1 gün önce
5 dakikada okunur


Reasüransın fiyatı düşüyor. Peki koruma geri geliyor mu?

Baden-Baden'de üçüncü güne geldik. Önceki iki günün gündeminde artan reasürans kapasitesi, güçlenen fiyat rekabeti, sel riskinin değişen coğrafyası, siber bağımlılıklar ve yeni risklerin sigortalanabilirliği vardı .2027 reasürans yenilemelerinde asıl pazarlık, primlerden çok sigorta şirketlerinin bilançolarında kalan riskler üzerine yoğunlaşıyor.

20 Ekim'deki paylaşımlarda tartışmanın daha somut bir noktaya geldiğini görülüyor: Reasürans piyasasında sermaye bol, fiyatlarda gevşeme beklentisi var. Ancak sigorta şirketleri, satın aldıkları reasüransın kendilerini ne kadar koruduğunu sorguluyor.

Kısaca hatırlayalım, 2023 yenilemelerinde reasürörler yalnızca fiyatları yükseltmemişti. Katastrofik reasürans programlarının devreye girdiği hasar eşiklerini (retention) de artırmış, bazı teminatları daraltmış ve üstlendikleri riskler konusunda daha seçici davranmaya başlamışlardı. Sonuçta sigorta şirketleri, daha sık gerçekleşen ve tek başına katastrofik reasürans korumasını tetiklemeyen olayların maliyetini kendi bilançolarında taşımak zorunda kaldı.

Şimdi kapasitenin arttığı ve rekabetin güçlendiği piyasada, bu risk paylaşımının yeniden dengelenmesi isteniyor.


Aon Reinsurance Solutions; 

Aon, 1 Ocak 2027 yenilemelerinde fiyat indirimlerinin yanı sıra retansiyon seviyelerinin, peşin ödenen reinstatement primlerinin ve daha anlamlı bilanço koruması sağlayacak program yapılarının tartışılacağını belirtiyor.

Bazı sigorta şirketleri 2026 yılında doğal afet hasar bütçelerini beklediklerinden çok daha erken tüketti. Üstelik bu süreçte reasürans programlarından elde ettikleri fayda sınırlı kaldı. İşte asıl üzerinde durulması gereken nokta bu. Sigorta şirketi reasürans satın alıyor, önemli miktarda prim ödüyor, ancak yıl boyunca karşılaştığı hasarların büyük bölümünü yine kendi bilançosunda taşımaya devam ediyor. O zaman şu soruyu sormak gerekiyor: Reasürans programı, satın alındığı amaca ne ölçüde hizmet ediyor?

Reinstatement, bir hasar sonrasında kullanılan reasürans limitinin sözleşmede öngörülen koşullarla yeniden kullanılabilir hale getirilmesini ifade ediyor. Bu hakkın bedelinin peşin ödenmesi veya hasar sonrasında hesaplanması, reasüransın toplam maliyetini ve nakit akışını etkileyebiliyor. Dolayısıyla 2027 yenilemelerinde yalnızca prim oranlarını değil, hangi hasar katmanlarının devredildiğini, hangi risklerin sigorta şirketinin üzerinde kaldığını ve korumanın bir hasardan sonra nasıl devam edeceğini de konuşulacak. 

Bir başka konu ise reasürörlerden yalnızca kapasite sağlayan değil, müşterilerinin hasar oynaklığını yönetmelerine yardımcı olan stratejik ortaklar olmalarının beklenmesi. Bunu gerçekleştirmek için yalnızca fiyat indirmek yeterli olmayacak. Kaynak: 


VIG Re: Sel artık reasürans limitini belirleyen risk haline gelebiliyor

VIG Re İsviçre ve Avusturya'da yaşanan sel, dolu ve konvektif fırtına hasarlarının reasürans satın alma kararlarını değiştirdiğini anlatırken, bazı sigorta şirketlerinin, katastrofik reasürans programlarında ihtiyaç duydukları kapasiteyi artık geçmişte olduğundan daha fazla sel riskini dikkate alarak belirlediklerini paylaşmış. 

Bu önemli bir değişim. Çünkü uzun yıllardır ikincil tehlikeler olarak sınıflandırılan dolu, sel ve konvektif fırtına riskleri, bazı portföylerde artık hasarların büyüklüğü ve sıklığı açısından belirleyici hale geliyor.

Ancak burada reasürörlerin yaklaşımı da dikkat çekici. Kapasite mevcut olsa bile bunun her riske aynı koşullarla sunulacağı anlamına gelmediği vurgulanıyor. Yerel risk bilgisi, güncel hasar deneyimi, doğru fiyatlama ve teknik değerlendirme önemini koruyor. 

Dün yazdığım sel modellemesinin değişen coğrafyasının, bugün bunun reasürans satın alma kararlarına yansımasını görüyoruz. Bir tehlikenin artık daha fazla hasar yaratması, modeldeki beklenen kayıpla birlikte sigorta şirketinin ihtiyaç duyduğu reasürans limitini, retansiyonunu ve program yapısını da değiştirebiliyor.


Aon: İhtiyari reasürans artık yalnızca tekil riskler için değil

İhtiyari reasürans, geleneksel olarak sigorta şirketlerinin mevcut trete kapasitelerini aşan veya özel değerlendirme gerektiren tekil risklerde başvurdukları bir çözüm. İhtiyari reasüransın sigorta şirketlerinin büyüme stratejilerinde daha geniş bir rol üstlenebileceği düşünülüyor.

Sigorta şirketleri yeni pazarlara açılırken veya portföylerini büyütürken artan risk birikimlerini, ihtiyari ve önceden yapılandırılmış reasürans çözümleriyle yönetebiliyor.

Bu yaklaşım özellikle Türkiye açısından önemli. Büyük sınai tesisler, enerji projeleri, altyapı yatırımları ve uluslararası faaliyet gösteren şirketlerin sigorta ihtiyaçları büyürken, yerel sigortacıların yalnızca mevcut trete limitlerine bağlı kalmadan kapasite planlaması yapabilmeleri gerekiyor. 

Ancak ihtiyari kapasitenin varlığı, her riskin kabul edileceği anlamına gelmez. Risk mühendisliği, hasar deneyimi, lokasyon birikimi ve sözleşme koşulları belirleyici olmaya devam edecek.


Howden Re: İyi bir yılda ne kadar ucuz, kötü bir yılda ne kadar işe yarıyor?

Reasürans programlarının yalnızca iyi bir yıldaki maliyetleri üzerinden değil, kötü bir yılda nasıl çalıştıkları üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini vurgulandığı notlar günün özeti gibi. 

Howden Re'nin mesajı açık: Fiyat rekabeti yalnızca daha ucuz reasürans satın almak için değil, daha güçlü koruma sağlayan programlar oluşturmak için de kullanılmalı. Büyük bir hasarda ne kadar ödeme alınacağı, tekrarlayan hasarlarda korumanın nasıl işleyeceği ve sigorta şirketinin bilançosunda ne kadar risk kalacağı asıl başarı ölçütleri.

Dolayısıyla sigorta şirketlerimiz, 2027 yenilemelerinde yalnızca prim indirimine bakarak başarılı olduklarını düşünmemeli. Önemli olan, daha ucuza değil, daha doğru yapılandırılmış ve ihtiyaç duyulduğunda gerçekten işe yarayan reasürans satın almak.


Munich Re: Alternatif sermaye büyüyor ama geleneksel reasüransın yerini alabilir mi?

Bu da oldukça ilginç. Alternatif sermaye ile geleneksel reasürans arasındaki farklara dikkat çekilirken risklerin giderek karmaşıklaştığı bir ortamda geleneksel reasüransın uzun vadeli güvenilirliğinin önemini koruduğunu savunuluyor. 

Katastrofik tahviller ve diğer alternatif sermaye araçları reasürans piyasasına önemli kapasite sağlasa da geleneksel reasüransın sahip olduğu risk değerlendirme uzmanlığı, sözleşme esnekliği, hasar yönetimi ve uzun vadeli ilişki yapısının bütünüyle aynı şekilde ikame edilmesi kolay değil. İki farklı sermaye kaynağının hangi risklerde ve hangi koşullarla kullanılabileceği yaklaşan gündemlerden biri olacak. 


Swiss Re: Motor sigortalarında doğal afet birikimi büyüyor

Motor sigortaları geleneksel olarak trafik kazaları, sürücü davranışları ve araç hasarları üzerinden değerlendirilirken, şiddetli hava olayları aynı anda binlerce araca zarar verebiliyor. Son yaşadığımız sellerde de hepimizi şahit olduk. 

Bir de elektrikli araçların onarım ekonomisi konusu var, buna ek olarak giderek artan otonom sürüş teknolojileri de risk profilini oldukça değiştiriyor.

Tüm bunlarla birlikte motor portföylerinin doğal afet birikimi açısından daha ayrıntılı incelenmesi gerekiyor, çünkü sel ve dolu risklerinde yalnızca sigortalı araç sayısını bilmek yeterli değil. Araçların coğrafi yoğunlaşması, aynı olaydan etkilenme olasılıkları ve ortalama onarım maliyetleri de önem kazanıyor.

Özellikle son 2 yıldır yoğun rekabetin gözlendiği ülkemizde kasko portföylerinin sel riskine maruziyetini değerlendirirken bu yaklaşım dikkate değer. 


Marsh: Anlamadığımız riskleri teminat dışı bırakmak çözüm mü?

İşte beklediğim türden bir başlık. Marsh'ın sektörü karmaşık riskleri anlamaya yeterince yatırım yapmak yerine zaman zaman teminat istisnalarına başvurduğunu eleştirmesi. 

Bu eleştiri Baden-Baden'in yalnızca geleneksel reasürans yenilemelerinden ibaret olmaması geretiğini düşündüğüm, Ferma'da risk yönetiicleirnin taleplerine yanıt arayan bir eleştiiri olarak değerlendirdim. Biri CRO ları duymuş dedim içimden.

Yeni teknolojiler, siber bağımlılıklar ve değişen sorumluluk riskleri karşısında sigortacıların önünde iki yol var: Riskleri daha ayrıntılı analiz ederek yeni çözümler geliştirmek veya belirsizliği teminat dışına çıkarmak.

Elbette her riskin sigortalanabilir olduğu söylenemez. Ancak bir riskin yeterince anlaşılmamasıyla teknik olarak sigortalanamaz olması aynı şey değil. Bugünkü açıklama bu soruya başka bir boyut ekliyor: piyasa ölçmekte zorlandığı riskleri anlamak için ne kadar çaba gösteriyor?


İstanbul seli: Hasar bilançosunun reasüransa etkisi henüz net değil

14 Ekim İstanbul selinin bilançosu büyüyor. İstanbul Valiliğine göre yaklaşık 3 bin konut ve iş yeri ciddi zarar gördü; tarımsal kayıp 60 milyon TL düzeyinde. Sigorta sektörünün altı il için ayırdığı muallak karşılık 1,9 milyar TL'ye ulaştı. Basında toplam hasarın 400 milyon doları bulabileceği ileri sürülse de bu tutar henüz doğrulanmış değil. Fabrikalar, altyapı, iş durması ve sigortasız zararlar dahil toplam ekonomik maliyet ise hâlâ bilinmiyor.

14 Ekim'de başlayan İstanbul ve Marmara sel felaketinde can kaybı 9'a yükseldi. İstanbul'da 7, Kocaeli'de 2 kişi yaşamını yitirdi. İstanbul Valiliği, 20 Ekim'de son kayıp kişinin de cansız bedenine ulaşılmasının ardından arama kurtarma çalışmalarının tamamlandığını açıkladı.

Baden-Baden'de İstanbul selinin 2027 reasürans fiyatlarını kesin olarak yükselteceği sonucunu çıkaramayız. Ancak bu olayın Türkiye'deki sigorta şirketlerinin sel birikimlerini, kendi üzerlerinde tuttukları riskleri ve katastrofik reasürans programlarının yeterliliğini yeniden değerlendirmeleri için somut bir neden oluşturduğu açık.


Daha ucuz reasürans mı, daha iyi risk paylaşımı mı?

Baden-Baden'de üçüncü günün sonunda görünen tablo şu:

Reasürans piyasasında sermaye mevcut. Rekabet artıyor. Sigorta şirketleri daha uygun fiyatlar ve daha kapsamlı koruma talep ediyor. Ancak reasürörlerin tamamı bu taleplere aynı şekilde yaklaşmıyor. Bazıları yeni yapılandırılmış çözümlerle büyüme fırsatları arıyor. Bazıları mevcut retention ve sözleşme disiplininin korunmasında ısrar ediyor. Alternatif sermaye ise piyasaya yeni seçenekler sunuyor.

Bu nedenle 2027 yenilemelerini yalnızca fiyat indirimleri üzerinden değerlendirmek eksik kalacak.

Sigorta şirketlerinin daha düşük prim ödemesi elbette önemli. Fakat aynı şirketin bir sonraki selde, dolu olayında veya büyük katastrofik hasarda ne kadar zararı kendi bilançosunda taşıyacağı çok daha önemli olabilir.

Ve bence yalnızca sigorta şirketleri değil, kurumsal sigortalılar da bu tartışmayı yakından takip etmeli. Çünkü reasürans programlarının yapısı, sigortacıların hangi risklere ne kadar kapasite sağlayabileceğini ve hangi koşullarla teminat verebileceğini doğrudan etkiliyor.

Baden-Baden'e giden sigorta şirketlerimiz sunum dosyalarına yeni risklere çözüm üretecek önerileri eklediler mi soruma bir ek daha yapayım 

2027 reasürans yenilemelerinde yalnızca daha ucuz trete mi satın alacağız, yoksa 2023'ten beri sigorta şirketlerinin bilançolarında biriken risklerin bir bölümünü yeniden reasürans piyasasıyla paylaşabilecek miyiz?

Bunun yanıtını, Baden-Baden'deki açıklamalardan çok 1 Ocak yenilemelerinde imzalanacak sözleşmeler için yapılan pazarlıklar gösterecek. 

Baden-Baden Günlükleri devam edecek.
















Yorumlar


bottom of page