top of page

SİGORTAYLA DOLU BİR HAFTA BAŞLIYOR - Rotterdam’dan İstanbul’a "Merceği Genişletme Zamanı"

4 Eki
7 dakikada okunur


Bu pazar size Rotterdam yolundan yazıyorum.

Sigorta sektörü açısından oldukça hareketli bir haftaya giriyoruz. Benim içinse biraz çılgın bir hafta diyebilirim. 4–6 Ekim’de FERMA Forum için Rotterdam’dayım. Döner dönmez bavulu bırakıp 15. Sigorta Haftası için İstanbul’un dört bir yanına yetişmeye çalışacağım.

Evet, biraz yorucu olacak ama kesinlikle şikâyetçi değilim.


Uzun zamandır görüşemediklerimi görmek, yeni insanlarla tanışmak, sektörün nabzını doğrudan uzmanlarından tutmak ve eve yine kafamda onlarca yeni soru ve fikirle dönmek için bundan daha güzel bir hafta düşünemiyorum.


Zaten daha önce de itiraf etmiştim, bu koşturmacayı seviyorum. Ferma dan başlayarak Sigorta Haftasının etkinliklerine bakalım


FERMA’yı çok önemsiyorum.

Benim gibi bilgiye aç, öğrendikçe daha çok merak eden biri için her türlü zahmetine ve maliyetine katlanıp gitmeye değer çok değerli bir organizasyon. Neden mi?

Çünkü ekosistemin tüm tarafları orada.

Sigortalı orada. Risk yöneticisi orada. Sigortacı, reasürör, broker, hasar uzmanı, modellemeci, danışman, insurtech, teknoloji şirketleri…

Riskin farklı taraflarında duran binlerce insanla aynı ortamda, iyi hazırlanmış oturumlardan, bazen bir kahve sırasında tanıştığınız birinden, bazen de iki toplantı arasındaki on dakikalık ayaküstü sohbetten hiç beklemediğiniz bir şey öğreniyorsunuz.


FERMA’dan her seferinde başka bir kafayla dönüyorum.


Bu yılın teması da tam zamanına denk gelmiş:

“Widening the Lens: From Risk Insight to Strategic Foresight.”

Merceği genişletmek. Risk bilgisinden stratejik öngörüye geçmek.


Bugün risk yönetiminin ihtiyacı tam olarak bu değil mi zaten?

Jeopolitik gelişmeler enerjiye, enerji tedarik zincirine, tedarik zinciri üretime, üretim finansmana dokunuyor. İklim bunların hepsini etkiliyor. Siber risk ise bazen tek bir şirketten başlayıp saatler içinde birbirinden habersiz yüzlerce kuruluşun kapısına dayanabiliyor.

Riskleri ayrı kutulara koyup “bu siberin, bu yangının, bu politik riskin konusu” diyerek yönetebildiğimiz dünya geride kaldı.


Riskin kendisi silo tanımıyorsa risk yönetimi neden tanısın?


Türkiye’den gelen risk yöneticileri, özellikle de genç arkadaşlarımız FERMA’da çok

ilgi görüyor.

Bence bunun bir nedeni var.

Avrupa da son yıllarda pandemi, savaş, enerji krizi, sel ve yangınlarla ciddi biçimde sınandı ama Avrupa’nın birçok ülkesinde risk yönetimi uzun yıllardır daha olgun ve yerleşmiş sistemlerin içinde yapılıyor. Süreçler, standartlar, veri, kurumlar ve risk yönetimi kültürü belli bir olgunluğa ulaşmış durumda.


Bizde öyle mi?

Yüksek enflasyon, kur hareketleri, deprem, sel, yangın, jeopolitik gerilim, tedarik sorunu, değişen mevzuat… Bazen sabah uyandığınız gündemle akşam yattığınız gündem bile aynı değil. Türkiye’de risk yöneticiliği biraz da olağan dışının olağan olduğu bir ortamda risk yönetmeyi öğrenmek demek.


Özellikle genç risk yöneticilerimizin bu ortamda geliştirdiği çok değerli bir kas var:

Belirsizlik karşısında donup kalmamak.


Plan yapmak ama plan değiştiğinde hızla yenisini kurabilmek. Kitaptaki modeli bilmek ama hayat modele uymadığında ne yapacağını da düşünmek. Kriz sırasında sadece “prosedür ne diyor?” değil, “şimdi ne yapmalıyız?” diye sorabilmek.

Biz Avrupa’dan metodolojiyi, kurumsallaşmayı, veriyi, modelleri ve yıllar içinde oluşmuş sistematik yaklaşımı öğreniyoruz. Bence onların da bizim çevikliğimizden, kriz refleksimizden ve belirsizlik içinde geliştirdiğimiz pratik risk yönetimi tecrübesinden öğrenecekleri olabilir.


Ama FERMA’da genç risk yöneticilerimizi izlerken içimden söylemeden de geçemiyorum:

Bilgileri, profesyonel duruşları, uluslararası meslektaşlarıyla kurdukları iletişim ve kendilerine güvenleriyle Türkiye’yi gerçekten çok iyi temsil ediyorlar.


Ve İstanbul


6 Ekim – Riskten dirençliliğe: Kentsel dönüşüm ve sigorta

“OVP’nin Dayanıklılık Vizyonu: Riskten Dirençliliğe Kentsel Dönüşüm ve Sigorta.”

Başlığ taşıyan paneli çok kıymetli buluyorum.

Çünkü Türkiye’de kentsel dönüşümü yıllardır ağırlıklı olarak bina, inşaat ve deprem ekseninde konuşuyoruz. Oysa mesele sadece eski binayı yıkıp yenisini yapmak değil.

O dönüşüm nasıl finanse edilecek? İnşaat tamamlanamazsa ne olacak? Yapım sürecindeki riskleri kim taşıyacak? Yeni yapıların riskleri nasıl ölçülecek? Sigorta bu sürecin neresinde olacak? Ve hepsinden önemlisi, biz sadece yeni binalar mı yapıyoruz, yoksa gerçekten daha dirençli şehirler mi kuruyoruz?

Panelin OVP’nin dayanıklılık vizyonunu COP31 gündemiyle buluşturması bu nedenle önemli.

Afet olduktan sonra hasarı finanse etmek başka şey, afet olmadan önce riski azaltacak yapıyı kurmak başka. Bu konuda daha önce paylaştığım Güvence Mimarisi kavramını anlattığım yayınıma buradan ve blog yazıma buradan ulaşabilirsiniz.


6 Ekim - SBD Kitap Lansmanı


İstanbul’a döner dönmez planım ayağımın tozuyla Sigorta ve Reasürans Brokerleri Derneği’nin ilk akademik yayını “Dünyada ve Türkiye’de Sigorta ve Reasürans Brokerliği: Tarihsel Gelişimi ve Uygulamaları” kitabının lansmanına katılmak.


Kitap lansmanı deyip geçmeyin. Biz sektör olarak geleceği konuşmayı seviyoruz. Yapay zekâ, yeni riskler, parametrik sigortalar, insurtech, yeni dağıtım modelleri…

Hepsini konuşalım. Ama nereden geldiğimizi de kayıt altına almamız gerekiyor.

Kurumsal hafıza kendiliğinden oluşmuyor. Birilerinin araştırması, yazması, belge toplaması, anlatması gerekiyor.

Brokerliğin Türkiye’de ve dünyada geçirdiği yolculuğu akademik bir çalışmayla kayıt altına alan SBD’yi bu nedenle ayrıca kutluyorum. Emeği geçen herkese teşekkürler.

Lansman 17.00–18.00 - Quick Tower Kozyatağı'nda


7 Ekim - 18 yıldır dünyaya açılan pencere: STD


7 Ekim’de Sigorta Tatbikatçıları Derneği’nin 18. Uluslararası Sigortacılık Konferansı var.

Dile kolay, 18’incisi.

Bir konferansı yapmak önemli. Uluslararası nitelikte bir konferansı 18 yıl boyunca devam ettirmek ise bence çok daha önemli bir başarı.

Sigortacılıkta reasüransından sermayesine, iklimden siber risklere, modellemeden yeni risk transfer yöntemlerine kadar büyük meselelerin neredeyse tamamı küresel, bu haliyle sigortacılık kendi içine kapanarak gelişebilecek bir sektör değil.


STD’nin yıllardır düzenlediği bu konferansın kıymetli tarafı da burada.

Dünyada konuşulanları Türkiye’ye getiriyor, Türkiye’deki sigorta profesyonellerini uluslararası uzmanlarla aynı masada buluşturuyor ve sektörün kendi günlük telaşından biraz çıkıp daha geniş resme bakmasına alan açıyor.


Bu yılın gündemine bakınca da tam zamanında diyorsunuz.

İklim ve koruma açığı, afet ve iklim riski finansmanı, parametrik sigortalar, iklime dayanıklı şehirler, reasürans kapasitesi, modelleme, veriye dayalı karar alma, CAT modelleri, ILS ve alternatif risk transferi…

Riskin gündemi artık dünyanın her yerinde birbirine benziyor.

Konferans 09.00, Eureko Sigorta Konferans Salonu'nda


7 Ekim- Aynı gün başka bir gelecek: Mobilite 2040


Aynı gün bir başka önemli buluşma daha var: Mobilite Vizyonu 2040 Zirvesi.

İşte İstanbul’un dört köşesine koşturma kısmı burada başlıyor.

Bir tarafta uluslararası sigortacılık konferansı, diğer tarafta mobilitenin geleceği…

Mobiliteyi artık sadece “otomobil sigortaları” diye okumak eksik kalır. Elektrikli araçlar, bataryalar, şarj altyapısı, bağlantılı araçlar, yazılım, veri, otonom teknolojiler…

Araç değiştikçe risk değişiyor. Risk değiştikçe sorumluluğun kime ait olduğu değişiyor.

Sorumluluk değiştikçe sigortanın bildiğimiz ürünleri ve fiyatlama modelleri de değişmek zorunda kalıyor.

Bugün motor sigortalarını konuşurken aslında teknoloji, enerji, veri ve sorumluluk hukukunu da konuşuyoruz.

2040 ise inanın göründüğü kadar uzak değil.


8 Ekim: 5. Uluslararası Sigorta Zirvesi - Haftanın büyük buluşması


8 Ekim’de sıra 5. Uluslararası Sigorta Zirvesinde. TSB’nin 15. Sigorta Haftası temasındaki dört element:

Hava – Toprak – Su – Ateş

Tema da:

“Hava. Toprak. Su. Ateş. Dört Element. Tek Güvence.”

tema “COP31’e Giden Yolda Sigortanın Önemi.”

Kasım ayında Antalya’da yapılacak COP31 öncesinde iklim, afetler, finansman ve sigortanın rolünü çok daha fazla konuşacağız. Programı buraya bırakıyorum.

Zirvenin programında benim özellikle dikkatimi çeken iki başlık var.

İlki Türkiye’nin iklim uygulama gündeminde sigorta sektörünün rolü.

Diğeri ise küresel iklim uygulama açığını kapatmak için sigorta ve dayanıklılık finansmanı.

Çünkü iklim riskini artık yalnızca “hasarlar artacak, primler ne olacak?” seviyesinde tartışamayız.

Mesele bundan çok daha büyük.

Şehirlerimizi nereye kuruyoruz?

Altyapımız ne kadar dayanıklı?

Bir yatırımın finansmanını sağlarken iklim riskini nasıl değerlendiriyoruz?

Tarım, enerji, sanayi ve lojistik bundan nasıl etkilenecek?

Risk azaltımı için kim yatırım yapacak?

Ve bütün bunların finansmanında sigorta nerede duracak?


Yine aynı noktaya dönüyoruz. Merceği genişletmeye.

Zirve Istanbul Finans Merkezi Ziraat Bankası Oditoryumu'nda


8- Ekim -Zirveden Yüksek Topuklara



Sabah merceği genişletip, akşam yüksek topukları giyiyoruz.

KASİDER’in 4. Yüksek Topuklar: Sigorta Sektöründe Kadın Zirvesi.

Bu organizasyonu ayrıca seviyorum. Sigorta, kadın çalışan oranının yüksek olduğu sektörlerden biri. Ama asıl mesele yalnızca sektörde kaç kadın çalıştığı değil.

Karar mekanizmalarında kaç kadın var? Üst yönetimde? Yönetim kurullarında? Sözün söylendiği, kararın verildiği masalarda?


KASİDER’in kadınları bir araya getiren, görünür kılan ve aralarındaki bağı güçlendiren bu platformu yaratmasını bu nedenle çok değerli.

Bu yılın teması da “Kadın, Mizah ve Sigorta.”


Bazen biraz gülmeye, kendimize dışarıdan bakmaya ve aynı meseleleri başka bir dille konuşmaya da ihtiyacımız var. Hele bütün gün iklim krizi, afetler ve dayanıklılık konuştuktan sonra…Ben iple çekiyorum.


Yüksek Topuklar 19.00–21.30, Süleyman Seba Kültür ve Sanat Merkezi


Sigorta Haftası bu ajandadan ibaret değil

Tabii bütün bunları yazınca sanki Sigorta Haftası benim koşturacağım etkinliklerden ibaretmiş gibi olmasın.


TSB’nin takvimine bakınca hafta boyunca Ankara’dan İstanbul’a, Malatya’dan Gaziantep’e çok sayıda etkinlik var. Takvimi buraya bırakıyorum.

AXA Türkiye İklim Raporu açıklanıyor. Kentsel dönüşüm ve sigortanın dayanıklılıktaki rolü konuşuluyor. Smart-i Awards var. Türkiye Sigorta ile Tohum Otizm Vakfı’nın “Her Sınıf Bir Tohum” projesi Malatya’ya gidiyor. Haftanın ilerleyen günlerinde Türk Dünyası Sigorta Birliği Gaziantep’te buluşuyor. Hacı Bayram Veli Üniversitesi Risk Topluluğu Insure Talks etkinliğinde teknoloji, inovasyon ve sigortacılığın kesişiminde gençler geleceği konuşuyor. Bu yıl sigorta haftasında Sigorta Sektör Ligi’nin SSL Elite Maç’ı olmayacakmış. Sektörün rekabetini sahaya taşıyan ama aynı zamanda insanları başka bir zeminde buluşturan güzel ve sembolik karşılaşmayı umarım en kısa zamanda yeniden sahada görürüz.

Ekim ayı dolu dolu bir ay gerçekten de

21-23 Ekim de Uluslararası Sigorta Fuarı var ve Reasürans Dünyasının en büyük buluşmalarından biri olan Baden Baden Reasürans Konferansı var. (18-22 Ekim 2026)

Konferans izlenimleri yine blogda paylaşacağım.


Bilgiye doyamayanlar

Şimdi haftaya bir bütün olarak bakınca Rotterdam’da risk yöneticileriyle başlıyor, İstanbul’da brokerliğin tarihine dönüyor, uluslararası sigortacılığın gündemini konuşuyor, mobilitenin 2040’ına bakıyoruz.

COP31 öncesinde iklimi ve dayanıklılık finansmanını tartışıyor, kadınların sektördeki yerini konuşuyor, gençleri, teknolojiyi, yeni riskleri, yeni çözümleri dinliyoruz.

Aslında FERMA’nın bu yılki temasına geri dönüp duruyoruz:

Widening the Lens. Merceği genişletmek.


Uzun yıllardır sektördeyim, hâlâ bir konferansa giderken defterimi açıp yeni bir şey öğrenmenin heyecanını duyuyorum. Hatta yıllar geçtikçe bildiklerimden çok bilmediklerimin farkına varıyorum.

Çünkü risk değişiyor, sigorta değişiyor, teknoloji değişiyor. Dün doğru bildiğimiz yöntem bugün yetmeyebiliyor.

Bence mesleğimizde en tehlikeli şeylerden biri, bildiklerimizin bize yettiğini düşünmek.


Önümüzdeki hafta tempo biraz çılgın ama eski dostlar, yeni insanlar, sohbet ve yepyeni bakış açıları, inovasyonlar ve bilgiler…

Bakalım bu çılgın haftanın sonunda defterime neler yazacağım

Yolum uzun. Ben merceği genişletmeye gidiyorum.


Herkese iyi pazarlar.




Yorumlar


bottom of page