BELİRSİZLİKTEN DAYANIKLILIĞA KRYD 12. Global Riskler Zirvesi’nden Notlar
- Zeynep Turker

- 16 saat önce
- 6 dakikada okunur

10 Nisan sabahı zirveye gitmek üzere yola çıktığımda hava yaklaşık 5 dereceydi. Hafif hafif yağan yağmur birkaç dakika içinde şiddetlendi, çok geçmeden yağmur damlaları her yeri beyaza bürüyen dolu tanelerine dönüştü. Henüz köprüye varmadan başlayan ve biten dolunun ardından bulutlar dağıldı, güneş öyle bir parladı ki az önce üşümemek için ısıtılan araçlarda bu kez camlar açıldı, güneşlikler indirildi, gözlükler takıldı.
Artık evden çıkarken her türlü hava durumuna uyabilecek ayakkabı, bir atkı, bir şemsiye ve bir güneş gözlüğü yanımda olmazsa olmaz.
Belirsizlikleri konuşacağımız KRYD 12 Global Riskler Zirvesi’ne giderken yaşanan bu sabah, aslında günün temasını daha yola çıkmadan anlatıyordu.
Belirsizlik artık bir kavram değil, bir gerçek.
Zihniyetin Değişmesi Gerektiğini Hatırlatan Bir Zirve
Bu yıl zirvede risklerin listesi değil, risklerin nasıl üst üste binerek yeni kırılganlıklar yarattığı ve kurumların bu çok katmanlı dünyada nasıl ayakta kalabileceği tartışıldı.
Artık risk tek başına gelmiyor ve hiçbir kurum tek bir riskle sınanmıyor.
Sabancı Center’daki zirvenin açılış konuşmalarında ve pek çok panelde iş dünyasının iz bırakan liderlerinden rahmetli Sakıp Sabancı saygı ve özlemle anıldı. Bu anma yalnızca geçmişe saygı değil; geleceğe dair bir referans noktasıydı. Sakıp Sabancı’nın sıkça dile getirdiği sözleri hatırlandı:
“Her başarı öyküsü, bir çekirdek kadronun eseridir.”
“Başarı bireysel değil, birlikte yürüyen insanların eseridir. Liderlik yalnızca karar almak değil, değer üretmek ve insan yetiştirmektir.”
Bugün risk dünyasında liderlik artık şu soruyla ölçülüyor:
Zor kararları zamanında alabiliyor musunuz?
Çünkü risk yönetimi çoğu zaman teknik bir problem değil, bir liderlik testi

Dünya Hiç Bu Kadar Belirsiz Olmamıştı
Bugün içinde bulunduğumuz dönemi tarif etmek için kullanılan en doğru kelime belki de şu:
Belirsizlik.
Pandemi, savaşlar, enerji krizleri, tedarik zinciri kırılmaları ve iklim kaynaklı afetler… Hepsi birbirini tetikleyen bir sistemin parçaları haline geldi. Bir deprem yalnızca fiziksel hasar yaratmıyor. Enerji kesintileri yaşanıyor, veri merkezleri devre dışı kalıyor, tedarik zincirleri aksıyor ve finansal yükümlülükler tetikleniyor. Artık kurumlar tek bir riski yönetmiyor. Birbirine bağlı risklerin yarattığı bir sistemi yönetmeye çalışıyor. Soru şu ; Nasıl Yönetiriz?
Riskler Artık Ağ Yapısında İlerliyor
Bu da risk yönetimini teknik bir süreçten çıkarıp stratejik bir liderlik alanına dönüştürüyor. Bugün kurumların önündeki en kritik görevlerden biri çok sayıda senaryo üretmek. Ama bu senaryoların her biri tek tek yaşanmak zorunda kalmadan hazırlanmalı.
Dayanıklılık tek başına da yeterli değil, bir diğer önemli etken de senaryo çeşitliliği ve "esneklik"
“Never caught with one foot on the ground.”
Tek bir plana güvenen kurumlar değil, alternatifleri hazır olan kurumlar ayakta kalacak.
Risk Haritaları Var… Peki Sahiplik?
Zirvede en güçlü cümlelerden biri “Risk kader değildir. Risk etik bir sorumluluktur” cümlesiydi.
Bugün birçok kurum risk haritaları hazırlıyor. Raporlar yazıyor. Sunumlar yapıyor. Bu haritalar hazırlandıktan sonra ne yapılıyor? O renkli görsellerle hazırlanmış risk raporlarını kim sahipleniyor?
Çoğu kurumda asıl eksik olan şey bilgi değil, aksiyon.
Dayanıklılık tam olarak riskleri görmekle değil, riskleri sahiplenmekle başlıyor.

Yönetim Kurullarının direnci nasıl kırılacak? Dünyanın çok kutuplu olmaya gittiği günlerde belirsizlik azalmayacak, aksine artacak. Bugün yönetim kurullarının günlük ajandasında risk yönetimi var mı yok mu ?
Risk yönetimi çoğu zaman tablolar ve modeller üzerinden değil, yaşanmış olayların bıraktığı izler üzerinden öğreniliyor. Zirvede çok değerli analizler, çarpıcı veriler ve güçlü kavramsal çerçeveler paylaşıldı. Ancak kağıt üzerinde hazırlanan senaryolardan birinin gerçekten hayata geçtiği somut örnekler, gerçek bir kriz anında neler yaşandığı, hangi kararların işe yaradığı, nelerin farklı yapılabileceği, şirketin aslında neyi koruduğu ve bu süreçte kimlerin nasıl korunduğu gibi deneyimlerin paylaşılması, risk yönetiminin gerçek hayattaki karşılığını görmek açısından son derece öğretici paylaşımlar olur ve akılda kalır .
Sigorta: Poliçe mi, Risk Yönetimi Hizmeti mi?
Risk yönetiminin önemli kararlarından biri risk transferi ve bu aşamada sigorta en çok tercih edilen yöntem. Bugün birçok sigorta şirketi risk yönetimi amacıyla teknoloji yatırımları yapıyor, risk mühendisliği hizmetleri sunuyor, veri analiz araçları geliştiriyor.
Ancak her işletme ve her birey bu yatırımların genellikle farkında değil ya da talep etmiyor.
Kırılması gereken eşiklerden biri de sigortayı yalnızca poliçe değil, bir risk yönetimi hizmeti olarak görmek.
Sigortacılıkta rekabetin yalnızca fiyat üzerinden yürütülmesi sürdürülebilir değil. Gerçek rekabet maliyet yönetiminde, hizmet kalitesinde, risk yönetimine sağlanan katkıda olmalı.
Çünkü sürdürülebilir sigortalılık yalnızca prim düşürmekle değil, riskleri azaltmakla mümkün.
Sigorta yaptırmak bir çözüm ama doğru sigorta tasarımı yapmak bir strateji.
Kapasite Gerçeği: Sigortalanabilirliğin Sınırı
Bugün herkes aynı anda sigortalanmak istese, bu mümkün değil. Çünkü sermaye ve kapasite sınırlı. 2023 depremleri sonrası ortaya çıkan yüksek koruma açıklarının, reasürans tarafına da dikkat çekilen konuşmada sigorta sektörünün kırılganlığı sigortalamaya devam edeceği vurgulandı.
Ama bunun bir sınırı var. Kırılganlık arttıkça, bu kırılganlığın arkasındaki sermaye ihtiyacı da artar. Bu nedenle alınan prim, taşınan riskin arkasındaki sermayeyi karşılayabilmelidir. Aksi halde sistem sürdürülebilir olmaz.
Sigorta Bir Poliçeden Fazlasıdır
Bu noktada kendi bakış açımı da paylaşmadan geçemem.
Formasyonum sigorta üzerine kurulmuş olsa da kurumlara yalnızca sigorta perspektifiyle değil, risk yönetimi profesyonellerinin bakış açısıyla yaklaşıyorum . Çünkü sigortayı hiçbir zaman salt bir poliçe olarak görmedim.
Sigorta benim için her zaman daha büyük bir amacın parçası oldu:
Ayakta kalabilmek.
Bu nedenle sigortanın yalnızca hasar sonrası finansal bir çözüm değil; düzenleyici, önleyici ve yön gösterici bir araç olarak ele alınması gerektiğine inanıyorum.
Kurumlara sigorta yoluyla risk yönetimini tanıtmak, risk kültürünün oluşmasına katkı sağlamak ve riskin yalnızca transfer edilen değil, yönetilen bir alan olduğunu anlatmak bu mesleğin en önemli sorumluluklarından biri.
Kritik kavram dayanıklılık.
Ve sigorta doğru kurgulandığında dayanıklılığın en önemli partnerlerinden biridir.
Peki o yönetim kurulu koltuklarından birinde oturan ben olsaydım, gündemdeki bu kadar konu ve baskı arasında sigortayı bu derinlikte görmeyi ne kadar başarabilirdim?
Yönetim Kurulları için mesele tam olarak burada başlıyor.
Elimin altındaki bu deneyimden gerçekten ne kadar faydalanabiliyorum?
İş sürekliliği planlarımda sigorta var mı?
Sigorta şirketim, acentem ya da brokerim bana ne sunuyor?
Standart bir yaklaşım mı uyguluyor, yoksa beni gerçekten tanıyor mu?
Risklerimi biliyor mu? Dertlerimi anlıyor mu?
Yıllardır biriktirdiği deneyimi benim poliçelerime aktarıyor mu?
Yoksa her yıl aynı teminatları yenileyip, aynı alışkanlıkları mı sürdürüyoruz?
Çünkü aynı poliçeyi yıllarca yenilemek, risk yönetimi yapmak değildir.
Tedarik Zinciri: Görünmeyen Risk Alanı
Bugün kurumlar yalnızca kendi risklerini değil, tedarikçilerinin risklerini de yönetmeli. Hatta tedarikçilerin tedarikçilerinin riskleri de takip edilip senaryolara dahil edilmeli, çünkü kırılganlık çoğu zaman zincirin en zayıf halkasında ortaya çıkar.
Ve bu alan hâlâ birçok kurumda yeterince yönetilmiyor.
Yapay Zekâ: Karar Verici mi, Karar Destek Aracı mı?
Bugün sık sorulan sorulardan biri şu: Yapay zekâ ile karar alınmalı mı? Yapay zekâ, kendisine yüklenen verilerden öğrenir. Ve o verilerdeki önyargıları da taşır. Yanlı veri, yanlı karar üretebilir bu nedenle kurumlarda karar alma sorumluluğu her zaman insanda kalmalıdır. Yapay zekanın seçtikleri kadar, elediklerini de dikkatle incelemek gerekiyor.
Yapay zekâ karar destek aracıdır, karar verici değil.

Gerçek başarı çoğu zaman görünmez olanı yönetebilmektir.
Riskler genellikle eski varsayımların, güncellenmeyen verilerin, test edilmeyen senaryoların
arkasında büyür. Dayanıklılık yalnızca riskleri tanımayı değil, riskleri sürekli yeniden değerlendirmeyi, tekrar tekrar senaryolar üretip , hepsi için yedek planlar yapmayı gerektiriyor.
Yangının çıkmasını engelleyenler değil, yangını söndürenler alkışlanıyor. Türkiye’de birçok kurumda risk yönetimi hâlâ teknik bir detay gibi görülüyor. Büyük gruplarda kurumsal risk yönetimi kültürü gelişmiş olsa da, hala pek çok yönetim kurulunda hak ettiği yeri bulmuş değil.
Risk yöneticilerinin sesi gerçekten duyuluyor mu?
Yoksa risk yönetimi hâlâ bir formalite mi?
CEO’lara, CFO’lara ve CRO’lara Sorular
Risk yönetimi teknik bir süreç olmanın ötesinde , yönetim kurulu seviyesinde ele alınması gereken stratejik bir liderlik konusu , çünkü risk artık operasyonel değil, yönetsel bir sorumluluk.
Son risk senaryonuzu ne zaman güncellediniz?
Tedarik zincirinizin gerçekten ne kadar dayanıklı olduğunu biliyor musunuz?
Sigorta programınız kriz anında çalışacak şekilde test edildi mi?
Yönetim kurulunuz riskleri gerçekten tartışıyor mu, yoksa yalnızca dinliyor mu?
Kurumunuz gerçekten dayanıklı mı, yoksa sadece şanslı mı?
Son Söz
Bugün risk dünyası değişiyor. Ama daha önemlisi, risklerin hızı değişiyor.
Bu hız karşısında kurumların yalnızca güçlü olması yetmez aynı zamanda
çevik olması gerekir.
Gelecekte ayakta kalacak kurumlar, en büyük olanlar değil, en hazırlıklı olanlar olacak.
Ve dayanıklılık…
Bir kriz geldiğinde değil, kriz gelmeden önce inşa edilir.
Zirveyi düzenleyen Kurumsal Risk Yönetimi Derneği'ne , ev sahipliği için Sabancı Grubu'na ve panellerde tecrübelerini deneyimlerini paylaşan değerleri konuşmacılara ve etkinliğin değerli sponsorlarına katkıları ve emekleri için teşekkürler.
Kendime Notlar
Kurumlar krizleri yönetmeye değil, krizleri yaşamaya hazırlanıyor.
Sigorta hâlâ birçok kurumda finansal bir işlem olarak görülüyor.
Risk yönetimi teknik bir iş değil, kültürel bir dönüşüm gerektiriyor.
Gelecek zirvelerde, senaryoların hayata geçtiği gerçek vakaların daha fazla paylaşılması, yalnızca akılda kalıcılığı artırmakla kalmaz; risk yönetimi kültürünün gelişimine de önemli katkı sağlar.
Dayanıklılık satın alınamaz. Tasarlanır.
Risk yönetimi organizasyonun bağışıklık sistemi gibidir. Bağışıklık sistemi yalnızca hastalık olduğunda değil, sürekli çalışır. Dayanıklılık da böyle inşa edilir.
Blog Yazıları
Referans Rapor Bağlantıları
WEF Global Risks Report 2026 https://www.weforum.org/reports/global-risks-report-2026
WEF Global Risks Report 2025 https://www.weforum.org/publications/global-risks-report-2025/
Aon Global Risk Management Survey 2025 https://www.aon.com/en/insights/reports/global-risk-management-survey
Aon 2025 Global Risk Management Survey – Key Findings (PDF) https://assets.aon.com/-/media/files/aon/reports/2025/key-findings--aons-2025-global-risk-management-survey.pdf
Global Risks Report 2025 https://www.marsh.com/en/risks/global-risk/insights/global-risks-report-2025.html
Global Risks Report 2026 – Marsh Insights https://www.marsh.com/en/insights/research/global-risks-report-2026.html
McKinsey Global Institute (MGI) – https://www.mckinsey.com/mgi
McKinsey Global Risk & Resilience Insights https://www.mckinsey.com/capabilities/risk-and-resilience
McKinsey Global Trends / Featured Insights https://www.mckinsey.com/featured-insights
Resilience amid Global Crisis – Bain Insights Collection https://www.bain.com/insights/topics/resilience-amid-global-crisis/
Bain Macro Trends Research https://www.bain.com/insights/topics/macro-trends/
Bain Insurance Insight – Bridging the Protection Gap (2025) https://www.bain.com/insights/bridging-the-protection-gap-in-insurance



Yorumlar