top of page

ALO 193: Bir İhbar Hattından Fazlası mı?


Bir telefon numarası...

İlk bakışta sıradan görünüyor. Ancak bazen sektörü değiştiren dönüşümler büyük teknoloji yatırımlarıyla değil, doğru tasarlanmış küçük bir adımla başlar.


Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), 1 Eylül 2026 itibarıyla ALO 193 Ortak Hasar İhbar Merkezi'ni (OHİM) hayata geçiriyor. İlk etapta trafik ve kasko hasarlarıyla başlayacak sistem, vatandaşa hasarını bildirebileceği ve doğru muhataba yönlendirilebileceği ortak bir giriş noktası açıyor.


Burada bana en az sistemin kendisi kadar önemli gelen başka bir ayrıntı devletin bu hizmet için üç haneli bir kamu numarası tahsis etmesi.

BTK, 1XY formatındaki kısa numaraları kamu yararının yüksek olduğu ve vatandaşın kolay erişiminin önem taşıdığı hizmetlere tahsis ediyor.

112, 170, 182, 184...

Şimdi bu kısa numaraların arasına sigorta hasarları için 193 de giriyor.


Bence bu tercih, hasar sürecinin tüketicinin korunması açısından taşıdığı önemin de bir göstergesi. Vatandaş ile sigorta sistemi arasına, kamu otoritesinin gözetiminde ortak ve kolay erişilebilir yeni bir kapı açılıyor.


Üstelik 193 tek başına ortaya çıkmış bir proje değil. SEDDK'nın özellikle trafik sigortasında değer kaybı ve hasar süreçlerinde yaşanan sorunları azaltmak amacıyla yürüttüğü beş aşamalı eylem planının son halkası.


SEDDK'nın Beş Aşamalı Müdahalesi

Aslında 193'den önceki dört adıma bakmak gerekiyor.

İlk olarak değer kaybının hesaplanmasında standardizasyon sağlandı. Ardından eksper atamalarında akıllı sisteme geçildi. Sonraki adımda, hak sahibinin değer kaybı için ayrıca başvurup peşinden koşması yerine, değer kaybının maddi hasarla birlikte hesaplanarak ödenmesine yönelik sistem oluşturuldu.

Dördüncü aşamada kanuna aykırı hasar aracılığı faaliyetleri hedef alındı.

Beşinci ve son halka ise ALO 193 – Ortak Hasar İhbar Merkezi (OHİM)


Bu beş adımı yan yana koyduğumuzda ortak yön daha görünür hale geliyor:


Vatandaşın hakkını öğrenmek, hesaplatmak ve tahsil etmek için kanuna aykırı hasar takip yapılarına ihtiyaç duymadığı; sigortalı ile sigortacının daha doğrudan temas edebildiği bir hasar sistemi kurmak.


Neden İhtiyaç Duyuldu?


Türkiye'de özellikle trafik değer kaybı alanında, zarar gören ile sigorta şirketinin arasına zaman içerisinde yeni aracılar girdi. Vatandaşın zaten sahip olduğu bir hakkın tahsil edilmesi başlı başına bir ekonomik faaliyet alanına dönüştü.


Kaza yapıyorsunuz, daha siz ne yapacağınızı düşünürken telefonunuz çalıyor. Arayan kişi kazayı ve aracınızı biliyor; değer kaybı alacağınız olduğunu söylüyor, bir vekâletname ve çoğu zaman tazminattan pay istiyor.


Burada hâlâ ciddi bir soru var: Bu kişiler kaza ve iletişim bilgilerine nasıl ulaşıyor? Kişisel verinin kaynağı ve hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığı ayrıca ele alınması gereken bir konu.


Ancak bu yapıların büyümesinin tek nedeni veriye erişim değildi. Güçlü vaat şuydu: “Sigorta şirketine kendin gidersen az alırsın. Biz araya girersek daha fazla alırız.” Bazı dosyalarda gerçekten daha yüksek tutarlar elde edilmesi de bu algıyı besledi.


Aracılık bedelleri, hukuki takip giderleri, tahkim ve dava masrafları ile uzayan süreçlerin maliyeti zamanla tek tek dosyaları aşarak trafik sigortasının toplam hasar maliyetini etkileyen bir yapıya dönüştü. Kamuoyunda ise “Hakkını almak için araya birini sokman gerekiyor” algısı güçlendi.


SEDDK 2026'da kanuna aykırı hasar aracılığını doğrudan düzenleme konusu haline getirdi. Ancak meseleyi yalnızca yetkisiz aracılara bağlamak eksik olur. Karmaşık süreçler, hakların ve başvuru yollarının yeterince bilinmemesi, iletişim boşlukları ve uzayan hasar süreçleri üçüncü kişilerin doldurduğu bir alan yarattı.

Dolayısıyla çözüm yalnızca kanuna aykırı hasar aracılığını sınırlandırmak değil, vatandaşın bu yapılara neden yöneldiğini de ortadan kaldırmak.


ALO 193 tam olarak bu noktada devreye giriyor: Vatandaşa doğrudan ve güvenilir bir giriş kapısı açarak hasar sahibinin doğru muhataba daha hızlı ulaşmasını ve sigortalı ile sigortacı arasındaki mesafeyi kısaltmayı hedefliyor.


Vatandaş Açısından Ne Değişiyor?

“Doğru sigorta şirketini ben mi bulacağım?”

193'ü ara, sistem bulsun.


Trafik kazasında karşı tarafın hangi şirketten sigortalı olduğunu bulmak, sigortasız araçta Güvence Hesabı'nı, yabancı plakalı araçta Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu'nu bilmek vatandaşın işi olmaktan çıkıyor. Başvuru OHİM'e yapılıyor, sistem doğru sigorta şirketini veya ilgili kurumu belirleyerek ihbarı yönlendiriyor.

Bence tüketici açısından 193'ün en somut faydalarından biri bu: Vatandaşın doğru kapıyı bilmesi gerekmiyor; 193 doğru kapıyı buluyor.

Üstelik sistem yalnızca başvuruyu yönlendirmiyor. Başvurunun OHİM veri tabanına ulaştığı tarih ve saat, ilgili sigorta kuruluşuna yapılmış başvurunun tarihi olarak kabul ediliyor. Sistemden kaynaklanan bir gecikme de başvuru sahibinin aleyhine kullanılamıyor.

Dolayısıyla 193 aynı zamanda hasarın sigorta sistemine giriş anını kayıt altına alan merkezi bir zaman damgası oluşturuyor.



Son satır özellikle önemli. Çünkü 193'ün hedeflerinden biri yalnızca vatandaşı doğru kuruma yönlendirmek değil, hasar sahibi ile sigorta şirketi arasındaki ilk teması hızlandırmak.


Bu erken temas, vatandaşın haklarını, gerekli belgeleri ve bundan sonra ne yapacağını doğrudan ilgili sigorta kuruluşundan öğrenebilmesi açısından da önemli. Kanuna aykırı hasar takip yapılarının doldurduğu alanı daraltabilecek unsurlardan biri de tam olarak bu.


Sigortacı Açısından:

Hasarı Ne Kadar Erken Görürsen, O Kadar İyi Yönetirsin


ALO 193 üzerinden yapılan ihbar ilgili sigorta şirketine aktarılacak ve şirketin en geç takip eden iş günü başvuru sahibiyle iletişime geçmesi gerekecek.


193'te özellikle dikkatimi çeken alanlardan biri bu nedenle bedeni zararlar.


Araçtaki maddi hasarın aksine insan bedenindeki hasarın nihai maliyeti kazanın hemen ardından görülemiyor. Tedavi uzayabiliyor, geçici iş göremezlik kalıcı sekelle sonuçlanabiliyor, gelir kaybı veya bakım ihtiyacı doğabiliyor; tahkim ve yargı süreçleri yıllara yayılabiliyor. Ücretler, aktüeryal varsayımlar, yargı kararları, faiz ve hesaplama yöntemleri de nihai maliyeti zaman içinde değiştirebiliyor.


Sigortacı açısından soru basit, cevabı zor: Bugün gerçekleşen bu kaza sonunda bana kaça mal olacak?


Bu nedenle konu yalnızca IBNR, yani gerçekleşmiş ancak henüz raporlanmamış hasarlar değil; bildirilmiş fakat nihai maliyeti henüz bilinmeyen bedeni zarar dosyalarının gelişimi ve doğru rezerv ayrılması da önemli.


ALO 193 başvurusu sırasında hasarın maddi mi yoksa bedeni mi olduğu kaydediliyor. Böylece OHİM üzerinden bildirilen bir kazadaki potansiyel bedeni zarar sigorta şirketinin önüne daha erken gelebiliyor.


193 bir aktüeryal rezerv sistemi değil ve bedeni zararların maliyet belirsizliğini de ortadan kaldırmıyor.

Ama sigortacıya çok değerli bir şey veriyor:

"Erken bilgi"


Asıl mesele bundan sonra bu erken bilginin nasıl kullanılacağı. Çünkü hasarı erken bilmek başka, erken yönetmek başka.


Peki Vekâlet Çoktan Verilmişse? Burada 193'ün sınırını da görmek gerekiyor. Hasar OHİM üzerinden değil doğrudan sigorta şirketi, acente veya broker üzerinden bildirilirse mevcut süreç devam edecek. Zarar gören bir avukata usulüne uygun vekâlet vermiş ve talep bu yolla şirkete ulaşmışsa şirket zaten dosyadan haberdar olacak.


Ancak avukata usulüne uygun vekâlet verilmesi ile kanuna aykırı hasar aracılığı aynı şey değil.


5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun Ek 6'ncı maddesi tazminat alacağının kimler tarafından takip edilebileceğini sınırlandırıyor. SEDDK'nın 2026/15 sayılı Genelgesi de bu çerçeveyi sıkılaştırarak tahsilata yönelik iletişim ve yönlendirmeyi “tazminatın takibi” kapsamında değerlendiriyor ve alacağın üçüncü kişilere devrini yasaklıyor.


Dolayısıyla 2026/15 ile ALO 193'ü aynı politikanın iki ayağı olarak okumak mümkün: Bir tarafta kanuna aykırı aracılığı sınırlandıran hukuki çerçeve, diğer tarafta vatandaşa doğrudan ulaşabileceği ortak bir kapı.


Vekâlet çoktan verilmiş ve süreç üçüncü kişi üzerinden başlamışsa, 193'ün çözmeye çalıştığı sorunlardan biri açısından iş işten geçmiş olabilir. Asıl kritik eşik, hasar sahibinin üçüncü kişiye yönelmeden önce doğru sigorta kuruluşuyla temas kurabilmesi. 193'ün başarısını yalnızca kaç kişinin aradığı değil, bu doğrudan teması ne kadar erkene çekebildiği de gösterecek.



Kamu Otoritesi Açısından:

“Hasar olduktan sonra sonuçlarını görüyorum.” → Hasarın sisteme girdiği andan itibaren süreci izle.


Bence ALO 193'ün en dikkat çekici taraflarından biri kamu otoritesi açısından ortaya çıkıyor.

OHİM'in görevi ihbarı alıp ilgili sigorta şirketine göndermekle bitmeyecek. Hasarın devamındaki süreç de takip edilecek.


Başvuru ilgili sigorta şirketine iletildikten sonra şirket vatandaşa zamanında dönüş yaptı mı? Süreç ilerliyor mu? Nerede gecikiyor? Başvuru ne kadar zamanda sonuçlanıyor?

Böylece OHİM yalnızca “kaç kişi 193'ü aradı?” sorusunun cevabını üretmeyecek; ihbarın ardından ne olduğunu da görebilecek.


SBM, sistem üzerinden oluşan verileri periyodik olarak derleyerek SEDDK'ya raporlayacak.


Çünkü ortak bir giriş noktası yalnızca vatandaşın işini kolaylaştırmıyor; düzenleyici otoriteye hasar sürecinin işleyişi konusunda daha sistematik bir görünürlük de sağlıyor.

Bir anlamda hasarın başını da sonunu da gören bir sistem kuruluyor.


ALO 193 aynı zamanda bir şikâyet kanalı. Vatandaş hasar sürecinde yaşadığı sorunları ve kanuna aykırı hasar aracılığı faaliyetlerine ilişkin bildirimlerini de buradan iletebilecek. Sigortacılıkla ilgili kamuya şikâyet yeni değil; bugün de e-Devlet üzerinden SEDDK'ya başvuru yapılabiliyor. 193 bunun yerine geçen bir mekanizma değil, daha kolay ulaşılabilir yeni bir kanal.


Asıl değer ise zaman içerisinde oluşacak veride olabilir.

Hangi şirketler zamanında dönüyor? Gecikmeler nerede yoğunlaşıyor? Hangi konularda daha fazla şikâyet geliyor? Hangi hasarlar daha uzun sürüyor?


Bu veriler düzenli üretilebilirse 193 yalnızca bir ihbar hattı değil, hasar hizmetinin performansını görünür kılan bir gözetim altyapısına dönüşebilir.


Peki 193'ü Aradığımızda Ne Olacak?

Buraya kadar sistemin neden kurulduğunu ve neyi değiştirmeyi amaçladığını anlattık. Ama vatandaş açısından mesele çok daha basit:

1- Kaza yaptım. 193'ü aradım. Şimdi ne olacak?

Karşıma insan mı çıkacak, makine mi?

İlk aşamada telefon kanalında vatandaşı sanal asistanın karşılaması planlanıyor. Ancak ALO 193 yalnızca bir telefon hattı olarak düşünülmüyor. OHİM'in mobil uygulama, internet başvuru ekranı ve farklı iletişim kanallarıyla desteklenen çok kanallı bir yapıya dönüşmesi tasarlanıyor.

Sistem geliştikçe yabancı dilde hizmet, işitme veya konuşma engelli vatandaşların erişimi gibi farklı ihtiyaçlara yönelik çözümlerin de eklenmesi mümkün.

Burada bence asıl önemli olan kullanılan teknolojiden çok, vatandaşın sigorta terminolojisini bilmek zorunda kalmaması.

Kasko mu, trafik mi? Karşı tarafın şirketi hangisi? Güvence Hesabı mı? Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu mu?

Vatandaşın bunların cevabını bilmesi gerekmemeli.

Olayı anlatmalı, sistem doğru kapıyı bulmalı.


2- Kaza tespit tutanağı artık tutulmayacak mı?


ALO 193 kaza tespit tutanağının yerine geçmiyor. Kaza Tespit Tutanağı yine düzenlenecek. Eksper, servis, onarım ve tazminat süreçlerini de yine ilgili sigorta şirketi yönetecek. Yani 193'ü “Artık trafik kazasının bütün işlemleri tek telefonla yapılacak” şeklinde anlamamak gerekiyor.

Mevcut sisteme yeni ve ortak bir giriş kapısı ekleniyor.


3- Acentem varken neden 193'ü arayayım?

Belki de en haklı soru bu. "Yıllardır hasar olduğunda acentemi, brokerimi veya doğrudan sigorta şirketimi arıyorsam neden alışkanlığımı değiştireyim?"

Aslında değiştirmek zorunda değiliz.

Sigorta şirketlerinin mevcut hasar ihbar kanalları çalışmaya devam edecek. Acentenizi veya brokerinizi arayabilir ya da doğrudan sigorta şirketinize de başvurabilirsiniz. Hasar bu kanallardan birine bildirildiyse hasarı ayrıca 193'e bildirmek gerekmiyor.


Özellikle doğru muhatabı bilmediğinizde 193 doğru kuruma götürecek.; karşı tarafın hangi şirketten sigortalı olduğunu bilmiyorsunuz. ya da araç sigortasız, yabancı plakalı. Nereye başvuracağınızı bilmiyorsunuz...


En kısa haliyle:

Muhatabınızı biliyorsanız mevcut kanalınızı da kullanabilirsiniz. Bilmiyorsanız 193 artık ortak kapınız.


4- Acil durumda 112 mi, 193 mü?

Bu ayrımın özellikle ilk dönemde çok iyi anlatılması gerekecek.

ALO 193 bir acil yardım hattı değil, sigorta hasar ihbar ve şikâyet hattı.


Yaralanmalı bir trafik kazasında ilk aranması gereken numara yine 112. Ambulans, sağlık ekipleri ve gerekli acil müdahale 112 üzerinden yürütülecek. Sigorta hasarının OHİM'e bildirilmesi ise bundan ayrı bir süreç.


Bugünkü yapıyı en basit haliyle şöyle anlatabiliriz:

Acil durum varsa 112.

Sigorta hasarı varsa 193. Mevcut sigorta kanalınızı kullanmaya da devam edebilirsiniz.


5- Peki 112 ile 193 neden konuşmasın?


Yeni bir üç haneli kamu numarası kullanıma girdiğinde, özellikle ilk aylarda vatandaşın 193'ü 112 benzeri bir “kaza hattı” olarak algılaması şaşırtıcı olmaz.


Bir trafik kazası düşünün. Kişi panikle 193'ü arıyor:

“Kaza yaptım, yaralı var!”


Sanal asistan bu çağrıyı nasıl tanıyacak? Vatandaşı 112'ye mi yönlendirecek? Çağrı doğrudan 112'ye aktarılabilecek mi? Yoksa “Talebiniz anlaşılamadı” cevabıyla mı karşılaşacak?


Can güvenliği söz konusu olduğunda bu yalnızca bir kullanıcı deneyimi değil, önemli bir operasyonel tasarım meselesi.


Ama konuya diğer taraftan da bakalım.


Yaralanmalı bir trafik kazasında ilk aranan numara doğal olarak 112. Ambulans, sağlık ekipleri ve gerektiğinde kolluk kuvvetleri devreye giriyor. Yani kamu sistemi kazanın ve bedeni zararın varlığından daha ilk dakikalarda haberdar oluyor.


Peki aynı kazanın sigorta sistemine girebilmesi için vatandaşın ayrıca 193'ü araması şart mı?


Bugünkü yapıda 112'ye yapılan acil çağrı kendiliğinden OHİM hasar ihbarına dönüşmüyor. Ama ileride neden dönüşmesin?


Elbette kişisel verilerin korunması, hukuki yetkilendirme ve hangi verinin hangi amaçla aktarılacağı gibi ciddi meseleler var. Ancak gerekli hukuki ve teknik altyapı kurulabilirse 112'de oluşan kayıt ile OHİM arasında bağlantı kurulması, özellikle bedeni zararların erken görünürlüğü açısından değerli olabilir.


Üstelik bağlantı iki yönlü düşünülebilir: 112'ye ulaşan bir kazanın sigorta sistemine erken bildirimi sağlanırken, 193'e gelen “Yaralı var” çağrısı da hızla 112'ye yönlendirilebilir.


Benzer şekilde ilk dönemde “Taksitlerim yatmış mı?”, “Servisin telefonunu verir misiniz?”, “Çekici gönderir misiniz?” gibi 193'ün görev alanında olmayan pek çok çağrının gelmesi de mümkün.


Bu nedenle sistemin ilk ayları yalnızca vatandaşın 193'ü öğrenme dönemi değil, 193'ün de vatandaşın nasıl davrandığını öğrenme dönemi olacak.


Biri can güvenliği, diğeri, hasarın erken görünürlüğü ile ilgili. Aynı kazanın iki farklı yüzü.


6- Tek ihbar hattı yerine tek hasar kaydı olsa?


Vatandaş acentesini veya brokerini aramaya devam edecek. Bir başkası doğrudan şirketine veya mobil uygulamasına başvuracak. Ya da 193'ü kullanacak.


Peki vatandaşın hangi kapıyı kullandığı neden bu kadar önemli olsun?


Hasar hangi kapıdan girerse girsin arka tarafta tek bir hasar kaydında birleşemez mi?

Böylece vatandaşın alışkanlığını değiştirmek yerine sistemin arka tarafı birleştirilebilir.


Acenteme bildirdim, sonra garanti olsun diye 193'ü de aradım; ne olacak? Bu önemli bir operasyonel soru. Aynı kazanın birden fazla kanaldan bildirilmesi de teknolojik olarak çözülemeyecek bir sorun değil. Plaka, TCKN/VKN, karşı araç, poliçe ve kaza tarihi gibi veriler kullanılarak mükerrer ihbarlar eşleştirilebilir ve aynı olay tek bir referans altında tutulabilir. Bunun OHİM'de nasıl uygulanacağını sistem devreye girdiğinde göreceğiz.



8- Neden bu veri yalnızca 193 üzerinden başlayan hasarlarla sınırlı kalsın?

OHİM üzerinden oluşacak veri zamanla hasar süreçlerinin nasıl işlediğine ilişkin önemli bir veri seti yaratabilir.

Peki şirketlerin kendi kanallarından gelen hasarlar da aynı temel veri standardıyla sisteme akarsa?

Bu durumda düzenleyici otorite sektörün çok daha geniş bir hasar fotoğrafını görebilir; 193'ün başarısı da yalnızca çağrı sayısıyla değil, ihbar süresi, ilk temas, sonuçlanma süresi, gecikmeler ve şikâyetler gibi göstergeler üzerinden değerlendirilebilir.


9- Trafik ve kasko ile başlayan hikâye nerede biter?

193 ilk etapta trafik ve kasko hasarlarıyla başlıyor. Ama sigortacılıkta “doğru yere nasıl başvuracağım?” sorunu yalnızca motor branşlarında yok. Konut hasarı, DASK, nakliyat ve diğer sigorta branşları...

Sistemin ilerleyen dönemlerde başka branşlara genişletilebilecek şekilde geliştirilmesi mümkün.


Belki birkaç yıl sonra dönüp baktığımızda 193'ün en önemli tarafının telefon numarası olmadığını göreceğiz.

Asıl değer;

hasarın daha erken görünür olması, doğru yere yönlendirilmesi, sürecinin izlenmesi ve bütün bunların zaman içerisinde ortak bir veri hafızasına dönüşmesi olabilir.

O noktada ALO 193 artık yalnızca “kimi arayacağım?” sorusunun cevabı olmaz. Türkiye'nin hasarı nasıl gördüğü, izlediği ve yönettiğiyle ilgili bir altyapıya dönüşür.


ALO 193'ün Başarısını Ne Gösterecek


Özellikle trafik değer kaybı çevresinde büyüyen kanuna aykırı aracılık, uyuşmazlık, iletişim ve maliyet sorunlarına baktığımızda müdahale edilmesi gereken gerçek bir problem olduğu açık.193 bu problemin tamamını çözer mi? Kısa vadede hayır.


Yeni bir telefon numarası tek başına vatandaşın yıllardır oluşmuş davranışını hemen değiştirmez. Acentesini arayan yine acentesini arayacak. Şirketini bilen şirketini arayacak. Hasar takip yapıları da 1 Eylül sabahı ortadan kaybolmayacak.


Bu dönem 193'ün kendisinin de öğrenmesi gereken bir dönem olacak.

İlk ayların verisi sistemin nerede çalıştığını, nerede zorlandığını gösterecek.


Bu nedenle 193'ün başarısını kaç kişinin 193'ü aradığıyla ölçmek yanıltıcı olur.


  • Kanuna aykırı hasar aracılığı azalıyor mu?

  • Hasar sahibi sigorta şirketiyle daha erken temas kurabiliyor mu?

  • Değer kaybı ve diğer hasar uyuşmazlıkları azalıyor mu?

  • Şirketlerin başvurulara dönüş süreleri kısalıyor mu?

  • Hasar süreçlerindeki gecikmeler azalıyor mu?

  • Ve en önemlisi, bütün bunların yarattığı gereksiz hasar ve işlem maliyeti aşağı geliyor mu?

193'ün önemli taraflarından biri, bu soruların en azından bir bölümünü ölçülebilir hale getirmesi.


OHİM üzerinden gelen başvurular ve sonuçları takip edilerek verilerin SEDDK'ya raporlanmasıyla bir süre sonra elimizde yalnızca bir fikir değil, veri olacak.


Ancak sigorta şirketine, acenteye veya brokere doğrudan yapılan bütün hasar ihbarları otomatik olarak OHİM'e aktarılmadığından ilk aşamada sistemin gördüğü evren, OHİM kanallarından giren başvurularla sınırlı olacak. Bu nedenle 193 verisini Türkiye'deki bütün hasarların resmi gibi okumamak gerek.


Sistemin bundan sonraki gelişimini belirleyecek asıl soru "193 sigorta sisteminin ne kadar büyük bir bölümünü görebilecek?"


Çünkü sigortalının dünyasında ilk gün aslında çok şey değişmiyor

Kaza yine kaza.

Kaza Tespit Tutanağı yine gerekli.

Acil durumda yine 112

Acente, broker ve sigorta şirketi herkes kendi yerinde

Aralarına yeni bir kapı ekleniyor: 193.


Soru bu kapının ne kadar çok açıldığı değil, arkasındaki problemi ne kadar küçülttüğü.






Kaynaklar

  1. SEDDK – ALO 193 Sigorta Hasar İhbar ve Şikâyet Hattı Kurulmasına İlişkin Genelge (2026/21)ASEDDK – 2026/21 Genelgesi ve Mevzuat Sayfası

  2. SEDDK – Motorlu Araç Sigortalarında Hasar Başvurularının Ortak Hasar İhbar Merkezi Üzerinden Alınmasına İlişkin Genelge (2026/22) .SEDDK – 2026/22 Genelgesi ve Mevzuat Sayfası

  3. SEDDK – ALO 193 Ortak Hasar İhbar Merkezi Basın Duyurusu, 24 Temmuz 2026 SEDDK – ALO 193 ve Güncel Mevzuat

  4. SEDDK – 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu Ek 6'ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Genelgede Değişiklik Yapılmasına Dair Genelge (2026/15)TSEDDK – 2026/15 Genelgesi

  5. 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu – Ek Madde 6

  6. BTK – Kısa Numaralar ve Tahsis Listesi

  7. BTK – Genel Numaralandırma Planı

  8. (KVKK)KVKK – Kaza Mağdurlarının Kişisel Verilerinin İşlenmesi Hakkında 2026/1095 Sayılı İlke Kararı

  9. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) –Mobil Kaza Tutanağı)SBM – Mobil Kaza Tutanağı (MKT)

  10. e-Devlet – SEDDK Sigortacılık ve Özel Emeklilik Şikâyet Başvurusu

  11. Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu

  12. Güvence Hesabı


 

 

Yorumlar


bottom of page