ÇARŞAMBAYI SEL ALDI HANGİ SİGORTA NEYİ KARŞILIYOR?

14 Ekim'de “İstanbul afete hazır mı?” sorusuna tokat gibi bir yanıt daha aldık.
İstanbul ve Marmara'yı etkisi altına alan aşırı şiddetli yağışların ardından yerel ve uluslararası basına yansıyan görüntüler, bu soruyu yeniden sormamıza neden oldu. Su altında kalan yollar, alt geçitler, otoparklar, mahsur kalan araçlar, yardım bekleyen insanlar... Megakent İstanbul'da hayat bir kez daha kilitlendi.
Üstelik bunun için bütün yolların kapanması gerekmiyordu. Bazı noktalarda biriken sular araçları tek şeride düşürdü, geçişler yürüme hızına indi. Bazı araçlar ilerleyemedi, arkalarındakiler de geçemedi. Bir noktadaki aksama kilometrelerce uzağa yayıldı. Şehrin birbirine bağlı ulaşım sistemi, birkaç kritik noktadaki tıkanıklıkla adeta felç oldu.
Yağışın okulların dağıldığı saatlere denk gelmesi tabloyu daha da ağırlaştırdı. Çocuklarını almaya erken çıkan veliler, çalışanlarını eve gönderen iş yerleri, toplu taşımada sele yakalanan yolcular... Kimileri saatlerce yollarda mahsur kaldı, kimileri kirli sel sularının içinde yürüyerek evine ulaşmaya çalıştı. Bazı evleri su bastı, araçlar birbirinin üzerine yığıldı. Bir yanda can güvenliği endişesi, diğer yanda çocuklarına, ailelerine ve evlerine ulaşmaya çalışan binlerce insan vardı.
Ve bunlar yalnızca İstanbul'da yaşanmadı. Kocaeli, Sakarya, Bursa ve Yalova'da da aşırı yağışların etkileri görüldü. Marmara'nın birbirine bağlı şehirlerinde ulaşım, çalışma hayatı ve günlük yaşam aynı hava olayından etkilendi. Can kayıpları oldu.
Biz çoğunlukla sokakları ve araçları izledik. Peki ya göremediklerimiz?
Sanayi tesislerini, fabrikaların açık stok sahalarını, depolarını, enerji ve otomasyon sistemlerini düşünün. Yolları, köprüleri, metroları, lojistik merkezlerini, hastaneleri... Suyun doğrudan ulaşmadığı ama ulaşımın, elektriğin veya tedarik zincirinin aksaması nedeniyle faaliyetleri kesintiye uğrayan işletmeleri de.
Bir afetin etkisi, suyun ulaştığı yerde bitmiyor. Bir noktadaki aksama başka bir yerde üretimi, hizmeti, geliri, hatta insanların güvenliğini etkileyebiliyor. İşte bu yüzden afet hazırlığını yalnızca yağış miktarıyla, altyapıyla veya sigortayla değil, bütün bu sistemlerin birbirine bağımlılığıyla birlikte düşünmek gerekiyor.
Sular çekildi. Peki şimdi ne olacak?
Selin ardından su basan evler, içi çamurla dolan otomobiller, zarar gören dükkânlar, depolar, makineler ve stoklarla karşı karşıyayız.
Bir tarafta evini yeniden yaşanabilir hale getirmeye çalışan aileler, diğer tarafta işini ne zaman açabileceğini, zarar gören mallarını nasıl yerine koyacağını düşünen esnaf ve işletmeler var.
Üstelik selin ekonomik faturası bugün gördüğümüz hasarlardan ibaret değil. Duvarların içinde kalan nem, elektrik sistemlerindeki korozyon, makinelerde gecikmeli arızalar, bozulan stoklar, aksayan teslimatlar ve kaybedilen müşteriler önümüzdeki haftalarda da karşımıza çıkabilir.
Hangi sigorta hangi zararı karşılıyor? Muafiyetler nasıl uygulanıyor? Hasarlı eşyalar temizlenecek mi, onarılacak mı, imha mı edilecek? İşletmeler faaliyet kayıplarını talep edebilir mi?
Basında yapılması gerekenler sıkça yer aldı, bilgilendirmeler önemli,
Gelin şimdi hepsine sırayla bakalım.
1. DASK ZDS sel hasarını karşılıyor mu?

HAYIR.
DASK tarafından düzenlenen mevcut Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) , deprem ve deprem sonucu meydana gelen yangın, infilak, tsunami ve yer kaymasının binada oluşturduğu maddi zararları karşılıyor.
Depremden bağımsız sel ve su baskını bu teminatın içinde değil.
Ayrıca DASK evinizin eşyalarını, kira kaybını, alternatif konaklama giderlerini ve iş durması zararlarını da karşılamıyor.
Dolayısıyla DASK poliçesi bulunan bir evin sel riskine karşı da sigortalı olduğunu düşünmemek gerekiyor.
2. Konut sigortası sel hasarını karşılıyor mu?

Poliçenizde sel ve su baskını teminatı varsa. EVET
Türkiye'de kapsamlı konut paketlerinde bu teminat çoğunlukla standart olarak sunuluyor. Özellikle çıkarılmasını istemediyseniz poliçenizde bulunması oldukça muhtemel. Yine de mutlaka kontrol edin.
Ev sahibi misiniz, kiracı mı?
Kendi evinde oturan malikler için konut poliçesinde hem bina hem de eşya teminatının bulunması önemli.
Bina teminatı; duvarları, döşemeleri, sabit tesisatları, mutfak ve banyo gibi yapının bütünleyici unsurlarını kapsayabilir. Eşya teminatı ise mobilyaları, beyaz eşyaları, elektronik cihazları ve diğer taşınır eşyaları ifade eder.
Bina ve eşya sigorta bedelleri ayrı belirlenir. Yalnızca binayı sigortaladıysanız eşyalarınızın da korunduğunu varsaymayın.
Kiracılar ise genellikle kendi eşyalarını sigortalatır.
Kiraladığınız evde sel nedeniyle koltuklarınız, beyaz eşyalarınız ve diğer eşyalarınız zarar gördüyse, poliçenizde sel teminatı bulunması koşuluyla sigorta şirketinizden tazminat talep edebilirsiniz.
Peki duvarlar, döşemeler ve binanın sabit tesisatları?
Bunlar kural olarak mal sahibinin mülkiyetindedir. Kiracının kusurundan kaynaklanmayan sel hasarında bina zararının giderilmesi mal sahibinin sorumluluk alanındadır. Mal sahibi varsa kendi bina sigortasına başvurabilir.
Kiracının yalnızca eşya teminatı bulunan poliçesi bina hasarını karşılamaz.
Burada bir hukuki ayrıntı var: Türk Borçlar Kanunu'nun 301. maddesi kiraya verene taşınmazı kullanıma elverişli durumda bulundurma yükümlülüğü getirirken, 316. maddesi kiracının taşınmazı özenle kullanmasını öngörüyor.
Dolayısıyla kiracının kusuru olmaksızın gerçekleşen bir sel nedeniyle bina hasarından sırf kiracı olduğu için sorumlu tutulması beklenmez. Ancak kiracının kusuru veya sözleşmeden kaynaklanan özel bir sorumluluğu varsa durum ayrıca değerlendirilir.
Bir de kiracının kendi yaptırdığı dekorasyon var.
Parkeleri siz döşettiyseniz, sabit dolapları, bölme duvarları veya özel tesisatları siz yaptırdıysanız ve bunları poliçenize dahil ettiyseniz, zararları ilgili teminat kapsamında değerlendirilebilir.
Kısacası: Ev sahibiyseniz bina ve eşyayı; kiracıysanız eşyalarınızı ve varsa kendi yaptırdığınız dekorasyonu sigortalatın.
Sel klozu tam olarak neyi kapsıyor?
Yangın poliçelerine eklenen standart sel ve su baskını klozunda, genel ve özel şartlar saklı kalmak üzere şu nedenlerle oluşan doğrudan zararlar yer alıyor:
Nehir, dere, çay ve kanalların taşması.
Yağışların neden olduğu sel ve su baskınları.
Yağış nedeniyle kanalizasyon ve fosseptiklerden geri tepen pis sular.
Klozda tanımlanan yeraltı suyu zararları.
Gelgit ve tsunami dışındaki deniz kabarmaları.
Önemli bir ayrım: Evin içindeki borunun patlaması veya su deposunun taşması gibi olaylar genellikle dâhili su teminatında değerlendiriliyor.
Üst katlarda yaşayanlara da hatırlatmak isterim: Sel yalnızca giriş katların sorunu değil. Ortak alanları, elektrik ve mekanik tesisatları etkileyebilir; kanalizasyonun geri tepmesiyle üst katlarda da zarar oluşabilir.
Konut poliçesinde muafiyet var mı?
Olabilir. Ancak bütün şirketlerde geçerli tek bir muafiyet yok.
Örneğin yayımlanmış bir konut sigortası ürününde giriş ve bodrum katlar için sigorta bedelinin %2'si oranında, en fazla 30.000 TL muafiyet öngörülüyor.
Başka bir poliçede muafiyet bulunmayabilir veya farklı bir tutar uygulanabilir.
Yalnızca teminatın varlığına değil, hangi katlarda, hangi sigorta bedeli üzerinden, ne kadar muafiyet uygulanacağına da bakın.
Ev oturulamaz hale geldiyse?
Konut poliçelerinde geçici ikametgâh masrafları, alternatif konaklama, kira kaybı ve asistans hizmetleri bulunabiliyor.
Eviniz hasar nedeniyle oturulamaz durumdaysa, poliçenizdeki geçici ikametgâh teminatı kapsamında belirli süre ve limitlerle başka bir yerde kalma giderleriniz karşılanabilir.
Kiraya verdiğiniz konut kullanılamıyorsa ve kira kaybı teminatınız varsa, ilgili koşullarla kira kaybınızı talep edebilirsiniz.
Asistans kapsamında sunulan birkaç günlük otel hizmeti veya tesisatçı desteği, daha geniş kapsamlı geçici ikametgâh teminatıyla aynı şey değil.
Poliçenizde her ikisini de ayrı ayrı kontrol edin.
3. Kasko sigortası sel hasarını karşılıyor mu?

Genellikle EVET.
Kasko Genel Şartları'nda sel ve su baskını ek sözleşmeyle teminata alınabilecek riskler arasında yer alıyor. Piyasada yaygın olarak satılan genişletilmiş ve kapsamlı kasko ürünlerinde ise sel teminatı çoğunlukla paket içinde bulunuyor.
Yine de poliçenizde sel ve su baskını teminatının bulunduğunu, limitleri ve varsa özel muafiyeti kontrol edin.
Sel sularında kalan otomobilin yalnızca koltukları ve döşemeleri zarar görmez. Motor, şanzıman, elektronik kontrol üniteleri, kablo tesisatı, sensörler ve güvenlik sistemleri de etkilenebilir.
Elektrikli araçlarda yüksek voltajlı batarya sistemlerinin uzmanlarca değerlendirilmesi özellikle önemli.
Su altında kalmış bir aracı çalıştırmaya kalkışmayın. Önce güvenli biçimde kurtarılması, ardından yetkili veya uzman servis tarafından incelenmesi gerekiyor.
Aracın onarılması mı, ekonomik tam hasar olarak değerlendirilmesi mi gerektiği teknik inceleme ve poliçe koşullarına göre belirlenir.
4. Ticari işletmelerde sel teminatı nasıl çalışıyor?
Bir eczane, market, restoran, depo veya üretim tesisini düşünelim. Sel nedeniyle zarar görebilecek kıymetler birbirinden farklı:
Bina ve sabit tesisatlar: Yapı, elektrik ve mekanik tesisatlar, sabit dekorasyonlar.
Makine, ekipman ve demirbaşlar: Üretim makineleri, soğutma sistemleri, raflar, bilgisayarlar, ofis ekipmanları.
Emtia ve stoklar: Hammaddeler, yarı mamuller, mamuller ve satışa hazır ürünler.
Bunların tamamı yangın poliçesi veya iş yeri paket sigortasında uygun sigorta bedelleriyle yer alabilir. Sel ve su baskını da ek teminat olarak alınabilir.

Ticari sel muafiyeti: %2 ve 50.000 Euro ne anlama geliyor?
Piyasada kullanılan bir sel klozu örneğinde sigortalı kıymetler üç gruba ayrılıyor:
Bina, sabit tesisat ve dekorasyon.
Emtia.
Makine, teçhizat, demirbaş ve diğer tesisatlar.
Her grubun sigorta bedelinin %2'si kadar tenzili muafiyet ayrı hesaplanıyor. Ancak bu üç grup için hesaplanan toplam muafiyet 50.000 Euro ile sınırlandırılıyor.
Somut bir örnek yapalım.
Sigortalı kıymet | Sigorta bedeli | %2 muafiyet |
Bina ve dekorasyon | 2.000.000 € | 40.000 € |
Emtia | 1.000.000 € | 20.000 € |
Makine ve demirbaş | 500.000 € | 10.000 € |
Toplam | 3.500.000 € | 70.000 € |
Normal hesapla toplam muafiyet 70.000 Euro çıkıyor. Ancak örneğimizdeki klozun toplam üst sınırı nedeniyle uygulanabilecek toplam muafiyet 50.000 Euro'yu aşmıyor.
Bu, her hasarda mutlaka 50.000 Euro kesileceği anlamına gelmiyor. Hangi grupların hasar gördüğü, ilgili grup hasarları ve poliçenin diğer hükümleri de hesaba katılmalı.
Bu hesap bütün ticari poliçeler için geçerli zorunlu bir standart değil; yaygın bir kloz örneği.
Kiralık iş yerindeki dekorasyon ne olacak?
Diyelim ki kiralık bir ofiste faaliyet gösteriyorsunuz. Binanın sahibi değilsiniz ama parkeleri siz döşettiniz, bölme duvarları siz yaptırdınız, elektrik tesisatını faaliyetlerinize uygun hale getirdiniz. Binanın mülkiyetine ait zararlarla sizin yaptırdığınız dekorasyon ve özel maliyetlerin zararını ayırmak gerekiyor.
Kiracı tarafından yaptırılan dekorasyon ve özel maliyetler, poliçede doğru tanımlanıp sigorta bedeline dahil edildiyse sel teminatı kapsamında değerlendirilebilir. Buna karşılık, bina teminatı bulunmayan kiracı poliçesinin mal sahibine ait bütün yapı zararlarını karşılaması beklenemez.
5. İşletme çalışamıyorsa kâr kaybı veya iş durması teminatı var mı?

Selin en ağır sonuçlarından biri bazen fiziksel hasarın kendisi değil, işletmenin faaliyetlerine ara vermesi.
Burada sıkça karıştırılan iki teminat var.
Kâr kaybı sigortası
Özellikle üretim tesislerinde uygun kâr kaybı teminatı bulunması halinde, sigortalı bir sel hasarının yol açtığı faaliyet kesintisi sonucunda oluşan brüt kâr kaybı ve poliçede tanımlanan bazı ilave çalışma giderleri karşılanabilir.
Fiziksel hasarın teminat kapsamında olması, tazminat süresi, sigortalı brüt kârın doğru hesaplanması ve poliçenin diğer hükümleri belirleyici.
Bir de zaman muafiyeti var.
Bazı ticari poliçelerde 14 veya 21 günlük bekleme süreleriyle karşılaşabiliyoruz. Bazılarında süre daha kısa, bazılarında farklı bir muafiyet yöntemi uygulanıyor.
Bu nedenle “Kâr kaybı sigortam var, işim iki gün durdu, tazminat alırım” diye düşünmemek gerekiyor.
Paket poliçelerdeki iş durması teminatı
Küçük ve orta ölçekli işletmelerin paket poliçelerinde daha basit bir iş durması güvencesi bulunabiliyor.
Örneğin yayımlanmış bir iş yeri sigortası ürününde, işin tamamen durmasına neden olan teminat kapsamındaki hasarda, maddi hasar için ödenecek tazminatın %10'u kadar ek iş durması tazminatı, poliçedeki azami limit dahilinde öngörülüyor. Ancak 72 saati aşmayan durmalar kapsam dışında.
Bu, gerçek brüt kâr kaybının ayrıntılı hesaplandığı klasik kâr kaybı sigortasından farklı.
Birinde gelir ve kâr kaybı hesaplanıyor; diğerinde poliçede tanımlanan formül veya günlük/maktu limit esas alınabiliyor.
İş durması teminatınızın adını değil, ödeme yöntemini okuyun.
6. Temizlik mi, onarım mı, imha mı?
Bence sel sonrası en fazla dikkat gerektiren konulardan biri bu.
Bir eczanenin ilaçlarını, marketin gıdalarını, restoranın mutfağını, fabrikanın makinelerini düşünün. Kirli sel suyuna maruz kalan her şeyi yıkayıp yeniden kullanamayız.
Sel sonrası temizlik, beyaz sabun ve çamaşır suyuyla yapılacak sıradan bir temizlik değil.
Suyun taşıdığı kirleticilere ve malzemenin niteliğine göre profesyonel dezenfeksiyon, uygun kimyasallar, endüstriyel kurutma, korozyon önleme ve teknik restorasyon gerekebilir.
Bazı stokların imhası zorunlu olabilir.
Bazı makineler ise doğru müdahaleyle kurtarılabilir. Burada eksperin görevi hasarı ve poliçe kapsamında tazminata esas unsurları değerlendirmek. Ancak bir ürünün sağlık açısından güvenli olup olmadığına, teknik olarak yeniden kullanılıp kullanılamayacağına tek başına eksper karar vermez.
Üreticiler, yetkili servisler, sağlık ve gıda güvenliği uzmanları ile ilgili kamu otoritelerinin değerlendirmeleri de gerekli.
Gıda ürünlerinde imha: Mevzuat ne diyor?
5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nun 21. maddesi, güvenilir olmayan gıdaların piyasaya arzını yasaklıyor.
Sel suyuna maruz kalmış ürünler bakımından gıdanın güvenilirliği, ambalajın niteliği, kontaminasyon, saklama koşulları ve ilgili mevzuat birlikte değerlendirilmeli.
Bir marketin veya restoranın sel suyuyla temas etmiş gıdaları, yalnızca dış ambalajları temizlendi diye yeniden satışa sunulamaz.
Güvenilir olmadığı belirlenen ürünlerin satıştan ayrılması ve uygun usulle bertaraf edilmesi gerekir.
Resmî kontrol sonucunda imhasına karar verilen ürünlerde yetkili idarenin gözetimi ve tutanak süreçleri söz konusu olabilir.
Eczanelerde ilaçların imhası
İlaçlarda durum daha da hassas.
Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmelik'in 41. maddesine göre, bozulan ve kullanılamaz hale gelen ilaçlar satıştan kaldırılmalı ve ayrı bir alanda muhafaza edilmeli. Kullanılamaz ilaçlar eczacı tarafından listeleniyor; imha için il sağlık müdürlüğüne başvuruluyor. İl sağlık müdürlüğü yetkilisi ve eczacı odası temsilcisiyle tutanak düzenlenerek ilgili mevzuata uygun imha gerçekleştiriliyor.
Bu tutanakların vergi ve sigorta işlemleri açısından da önemi var. ani selden zarar gören ilaçları sigorta eksperinin görmesinin ardından doğrudan çöpe atmak yeterli değil.
Sağlık mevzuatı, atık yönetimi ve sigorta hasar süreci birlikte yürütülmeli.

Marka klozu ve sovtaj
Bir başka önemli konu da marka ve etiket klozları.
Bazı ürünler teknik olarak kurtarılabilir görünse bile markanın itibarı, ürün güvenliği veya sözleşmesel yükümlülükler nedeniyle yeniden satışa uygun olmayabilir.
Marka klozları, hasarlı ürünlerin etiketlerinin çıkarılması, markasız değerlendirilmesi veya belirli koşullarda imhasına ilişkin hükümler içerebilir.
Ancak marka klozu bulunması her durumda otomatik imha ve tam tazminat anlamına gelmez.
Bir de sovtaj konusu var.
Sovtaj, hasarlı kıymetin ekonomik olarak değerlendirilebilen kalan değeridir. Sigorta tazminatı hesaplanırken hasarlı malın kurtarılabilir veya satılabilir değeri, poliçe ve mutabakat koşullarına göre dikkate alınabilir.
Bu nedenle hasarlı stokların gelişigüzel atılması, imha edilmesi veya satılması hem hasar tespitini hem de sovtaj hesabını etkileyebilir.
Peki imha işlemini kim yapacak?
Ürünün niteliğine göre yetkili bertaraf kuruluşları, atık yönetimi firmaları veya ilgili idarelerin gözetimindeki süreçler devreye girebilir. İmha masraflarının sigortadan karşılanıp karşılanmayacağı ise poliçedeki masraf teminatlarına, özel şartlara ve hasarın niteliğine bağlı.
Güvenlik ve sağlık bakımından acil müdahale gerektiren durumlarda gerekli önlemler geciktirilmemeli; eş zamanlı olarak sigorta şirketi bilgilendirilmeli ve ürünler mümkün olduğunca fotoğraf, envanter ve tutanaklarla belgelenmeli.
Makinelerde onarım mı, değiştirme mi?
Özellikle makinelerde öncelik orijinal üretici veya yetkili teknik servis olmalı. Buna ulaşılamıyorsa eksper ve sigorta şirketi uygun uzman kuruluşlara yönlendirebilir.
Yanlış restorasyon, kurtarılabilecek bir makineyi tamamen kullanılamaz hale getirebilir.
Peki Türkiye'de büyük bir selin ardından aynı anda yüzlerce konut, araç ve işletmeye müdahale edebilecek yeterli uzman şirket, eğitimli personel ve teknik ekipman var mı?
Bu soruyu da afet hazırlığının bir parçası olarak ele almalıyız.
7. Onarım ve yerine koyma bedelleri güncel mi?
Bir makineyi kurtaramadık ve yenisiyle değiştirmemiz gerekiyor. Peki sigorta şirketi ne kadar ödeyecek?
Cevap yalnızca hasarın büyüklüğüne bağlı değil.
Poliçenin hangi değerleme esasına göre düzenlendiği de önemli.
Rayiç değer: Kıymetin hasar tarihindeki durumu, yaşı ve piyasa değeri esas alınabilir.
Yeni değer veya yerine koyma esası: Poliçede öngörülen koşullarla eşdeğer yeni bir kıymetin edinilmesi veya yeniden yapılması maliyeti esas alınabilir.
Bu esaslarda özel koşullar, eskime payı, ödeme aşamaları ve sigorta bedeli sınırları farklılaşabilir.
En önemlisi, sigorta bedelleri güncel mi?
Makinenin, binanın veya stokun bugünkü gerçek değerinin altında sigortalanması, eksik sigorta nedeniyle tazminatı azaltabilir.
Hasardan önce önemsemediğimiz birkaç rakam, hasardan sonra işletmenin yeniden ayağa kalkıp kalkamayacağını belirleyebilir.
8. Temizlik, enkaz kaldırma ve kira kaybı masrafları

Hasar yalnızca bozulan eşya veya makinenin bedeliyle sınırlı değil. Suyun tahliyesi, çamurun temizlenmesi, hasarlı malzemenin uzaklaştırılması, enkaz kaldırılması, profesyonel kurutma, geçici taşınma ve alternatif iş yeri giderleri de söz konusu olabilir.
Bunların her biri için poliçede ilgili teminatın, masraf hükmünün veya ek limitin bulunup bulunmadığına bakılmalı.
Aynı şekilde, kiraya verdiğiniz konut veya iş yeri sigortalı bir hasar nedeniyle kullanılamıyorsa ve kira kaybı teminatınız varsa, poliçede belirtilen süre ve limitler dahilinde kira kaybınızı talep edebilirsiniz.
Ancak kira kaybı, kiracının işinin durması ve mülk sahibinin kira gelirinden mahrum kalması aynı zarar türü değil.
Her birinin poliçede doğru tanımlanması gerekiyor.
9. Sigorta şirketine hasar ihbarı yaparken
İlk iş can güvenliği.
Ardından mümkünse zararların fotoğraf ve videolarını çekin. Hasarlı kıymetlerin listelerini, stok kayıtlarını, faturaları, servis raporlarını ve yaptığınız acil masrafları belgeleyin.
Sigorta şirketinize veya acentenize mümkün olan en kısa sürede hasar ihbarında bulunun.
Beş günlük ihbar süresini kaçırdıysanız?
. Eski 6762 sayılı TTK'nın 1292. maddesinde beş günlük ihbar süresi bulunuyordu. Yangın ve Kasko Sigortası Genel Şartları'nda da hasarın öğrenilmesinden itibaren beş iş günü içinde bildirim yapılması öngörülüyor.
1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK ile bu sabit süre kaldırılarak yerine “gecikmeksizin” ifadesi getirildi.
Kanunun gerekçesi de açık: Geç bildirim tazminat miktarını etkilememişse sigortacının sorumluluğu bu nedenle azaltılamaz veya ortadan kaldırılamaz. Ancak gecikmenin zararı artırdığı ve kusurun ağır olduğu durumlarda indirim, somut olayın koşullarına göre tazminatın tamamına kadar ulaşabilir.
Kanun, bildirimin yapılmaması veya geç yapılması nedeniyle ödenecek tazminatın artması halinde, sigortalının kusurunun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılabileceğini düzenliyor. Sigortacı hasarı daha önce fiilen öğrenmişse bu indirim hükmünden de yararlanamıyor.
Dolayısıyla beş iş günlük süreyi geçirdiniz diye sigorta hakkınızın otomatik olarak ortadan kalktığını düşünmeyin.
Özellikle sel gibi yaygın afetlerde tahliye, can güvenliği, ulaşım sorunları ve iletişim kesintileri nedeniyle bildirim gecikebilir.
Yine de en doğrusu mümkün olan ilk fırsatta hasar ihbarında bulunmak, gecikme nedenlerini belgelemek ve zararın büyümesini önlemek için gerekli tedbirleri almakr.
Madem kanun böyle genel şartlarda niye hala 5 gün diye soracaksınız, bu durum genel şartların uzun süredir güncellenmemiş olmasından kaynaklıyor.
ALO 193: Hasar ihbarında yeni bir kolaylık

Tam da böyle bir afetin ardından, 1 Eylül 2026'da faaliyete geçen ALO 193 Ortak Hasar İhbar Merkezi'nin ne kadar önemli bir ihtiyaca cevap verdiğini görüyoruz.
Sel nedeniyle aracı zarar gören sigortalılar, hangi sigorta şirketinden poliçe aldıklarına bakmaksızın 193'ü arayarak, internet sitesi veya mobil uygulama üzerinden hasar ihbarında bulunabilir.
Başvurular kayıt altına alınıyor, bir ihbar numarası oluşturuluyor ve ilgili sigorta şirketine iletiliyor. Sistem 7/24 hizmet veriyor; sigorta şirketinin en geç takip eden iş günü sigortalıyla iletişime geçmesi öngörülüyor.
ALO 193 şu anda trafik ve kasko sigortaları için hizmet veriyor. Konut ve ticari iş yeri hasarları henüz bu sistem üzerinden bildirilemiyor.
Bu afet, ortak hasar ihbar altyapısının diğer sigorta branşlarına da genişletilmesinin ne kadar yararlı olabileceğini gösteriyor.
Hatta SBM'nin bu selde ALO 193 üzerinden kaç kasko hasar ihbarı alındığını, ihbarların ne kadar sürede sigorta şirketlerine aktarıldığını ve sigortalılara ne kadar sürede geri dönüş yapıldığını paylaşması da önemli olur.
Böylece yeni sistemin ilk ciddi sınavlarından birindeki performansını ölçebiliriz.
Hasar sürecinde nelere dikkat etmeli?
Daha fazla zararı önlemek için gerekli makul tedbirleri alın; ancak güvenlik zorunlulukları dışında, ekspertizi imkânsız hale getirecek değişikliklerden kaçının.
Sigorta şirketiniz sizi hasar sürecinde yönlendirecektir. Acenteniz veya brokeriniz de poliçe kapsamının yorumlanması, eksperle koordinasyon ve belge hazırlığında önemli destek sağlayabilir.
İlk hasar tespiti her zaman son hasar tespiti değildir. Gizli nem, korozyon ve gecikmeli teknik arızalar sonradan ortaya çıkabilir. Bunları da gecikmeden bildirip belgelemek gerekir.
10. Peki sigortası olmayanlar?
Gelelim meselenin en zor tarafına.
Türkiye Sigorta Birliği Başkanı'nın İstanbul'da konut ve iş yerleri için açıkladığı %17–20 bandındaki sigortalılık oranı üzerinde ciddi biçimde düşünmemiz gerekiyor.
Selden zarar gören bölgelerde küçük esnafı, mahalle dükkânlarını, aile işletmelerini gördük.
Umarım sigortaları vardır.
Çünkü sigortası olmayan bir işletme için hasar yalnızca rafların, makinelerin veya stokların kaybı değil. Bazen bütün birikimin, hatta geçim kaynağının kaybı demek.
Hep altını çizdiğim Koruma Açığı'ndan bahsediyorum.
Bu noktada üç sigorta çözümünü yeniden gündeme taşımak istiyorum.
Mikro sigorta
Dar bütçeli haneler ve küçük işletmeler için düşük primli, kolay anlaşılır, sınırlı ama gerçekten işe yarayan teminatlar sunabilir.
Her riski karşılaması gerekmez. Ancak küçük bir esnafın temel stoklarını veya bir ailenin zorunlu eşyalarını belirli bir limite kadar koruyan ulaşılabilir bir poliçe önemli fark yaratabilir.
Mesele yalnızca ucuz sigorta değil; ihtiyaç duyulduğunda işe yarayan sigorta tasarlamak.
Parametrik sigorta
Geleneksel sigortada hasarın tespit edilmesi ve tazminatın hesaplanması gerekir.
Parametrik sigortada ise önceden belirlenen, bağımsız biçimde ölçülebilir bir gösterge — örneğin belirli bir bölgede yağış miktarının veya su seviyesinin eşik değeri aşması — ödeme mekanizmasını tetikleyebilir.
Böylece uygun tasarlanmış bir üründe, tek tek fiziksel hasarların tamamı hesaplanmadan hızlı likidite sağlanabilir.
Ancak burada da baz riski var: Gerçek zarar oluşmasına rağmen tetikleyici gerçekleşmeyebilir veya yapılan ödeme gerçek zarardan farklı olabilir.
Parametrik sigorta geleneksel teminatın birebir yerine geçmek zorunda değil; özellikle acil nakit ihtiyacını karşılayan tamamlayıcı bir çözüm olabilir.
Zorunlu Afet Sigortası: ZAS
Bir süredir DASK'ın Zorunlu Afet Sigortası'na dönüşümünü bekliyoruz.
Hazırlanan modelde sel ve su baskını gibi diğer afetlerin de konutlar için güvenceye alınması öngörülüyor.
Özellikle tasarlanan acil ihtiyaç teminatı, evi hasar gören ailelerin ilk günlerdeki barınma ve temel ihtiyaçları için önemli bir mali destek sağlayabilir.
ZAS ticari işletmelerin stoklarını veya kâr kayıplarını karşılamak üzere tasarlanmış bir ticari paket sigortası değil. Konutların afetlere karşı daha geniş bir güvenceye kavuşması bakımından önemli.
Elbette zorunluluk tek başına yeterli değil. Primlerin ödenebilir olması, teminatın anlamlı bir düzeyde belirlenmesi, ödeme süreçlerinin hızlı ve anlaşılır olması gerekiyor.
Afete herkes eşit koşullarda yakalanmıyor

Bir sel uyarısı geldiğinde hepimizin aynı hızda harekete geçebileceğini varsayıyoruz. Oysa herkes aynı hızda kaçamıyor, aynı imkânlarla korunamıyor. Engelli bireyler, yalnız yaşayan yaşlılar, tıbbi cihazlara bağımlı hastalar, küçük çocuklu aileler... Üstelik herkesin güvenli bir yere gidecek imkânı, kaybettiklerini yerine koyacak birikimi de yok.
Bireysel hazırlık önemli. Acil durum çantası, aile içi iletişim planı, güvenli tahliye yollarının bilinmesi hayat kurtarabilir. Ama afet hazırlığını yalnızca bireyin sorumluluğuna bırakamayız. Bir apartmanda hareket kısıtlılığı olan komşusunu kimin tahliye edeceği bilinmiyorsa, bir mahallede güvenli toplanma ve barınma alanlarına erişim planlanmamışsa, hazırlık eksik demektir.
Erken uyarı sistemlerinin herkese ulaşması, tahliye organizasyonlarının engelli ve yaşlı bireyleri kapsaması, yerel yönetimlerin müdahale kapasitesinin önceden planlanması gerekiyor. Afet eğitimi de yalnızca depremle sınırlı kalmamalı; sel sırasında bodrum katlara inilmemesi, su basmış yollardan araçla geçilmeye çalışılmaması ve elektrik tehlikelerine karşı alınacak önlemler de öğretilmeli.
Bir de afetin görünmeyen psikolojik bilançosu var. Saatlerce mahsur kalmanın, yakınlarına ulaşamamanın, evini veya geçimini kaybetme korkusunun etkileri sular çekildiğinde sona ermiyor.
Afetler önlenemiyorsa, insanlara en azından nasıl hayatta kalacakları öğretilmeli. Ancak gerçek dayanıklılık, yalnızca hazırlıklı olanların değil, en kırılgan durumda bulunanların da korunabildiği bir toplum kurmakla mümkün.
Sular çekilince risk ortadan kalkmıyor
Bugün önceliğimiz zarar gören evlerin yeniden yaşanabilir hale gelmesi, araçların güvenli biçimde onarılması, iş yerlerinin yeniden açılması ve üretimin devam etmesi.
Ama aynı zamanda başka bir soruyu da sormalıyız:
Bir sonraki selde aynı kayıpları yaşamamak için bugünden ne yapacağız?
Şehirlerin dönüşümü yıllar alacak. Oysa riskler beklemiyor.
Bu nedenle fiziksel önlemler, sigorta koruması, iş sürekliliği ve afet sonrası restorasyon kapasitesi artık yalnızca büyük şirketlerin değil, her hanenin, her işletmenin ve her yerel yönetimin gündeminde olmalı.
Sigortayı yalnızca hasardan sonra tazminat ödeyen bir araç olarak görmeyelim.
Asıl mesele, hasar olmadan önce ne kadar hazırlıklı olduğumuz ve hasar olduktan sonra hayatı ne kadar hızlı yeniden başlatabildiğimiz.
Sel veya Su Baskını Klozu (Yangın Sigortası ile Birlikte Verildiği Takdirde Yangın Poliçesine Eklenecek Kloz) Yangın Sigortası Genel Şartları Hükümleri Saklı Kalmak Kaydıyla;
1-Sigorta konusu şeyler civarındaki nehir, çay, dere ve kanalların taşmasının,
2-Denizlerin gelgit olayları ve deniz depremi (tsunami) dışında kabarmasının,
3-Yağışlar nedeniyle meydana gelen sel veya su baskınının,
4-Pis suların kanalizasyon ve fosseptik çukurlarından yağışlar nedeniyle geri tepmesinin,
5-Her ne sebeple olursa olsun yeraltı sularının, riziko konusu kıymetlerde doğrudan sebep olacağı zararlar teminata ilave edilmiştir.
Teminat Dışında Kalan Haller
1-Bina içindeki veya dışındaki su borularının patlaması, depolarının patlaması veya taşması sonucu meydana gelen zararlar,
2-Kalorifer tesisatının patlaması, dahili su, yağmur derelerinin ve oluklarının taşması sonucu meydana gelen zararlar,
3-Sel veya su baskını sonucu dahi olsa yer kayması nedeniyle meydana gelen zararlar,
4-Yağışlar nedeniyle meydana gelmediği takdirde riziko mahali dahilindeki kanalizasyon ve fosseptik çukurlarından geri tepen pis suların sebep olacağı zararlar,
5-Denizlerin gelgit olayları ve deniz depremi (tsunami) sonucu kabarması nedeniyle meydana gelen her türlü hasar,
İşbu sel veya su baskını teminatı sigorta ettirenin, Yangın Sigortası Genel Şartları’nda öngörülen beyan yükümlülüğüne ilaveten bu klozla ilgili sorulara ilişkin yazılı ve imzalı cevaplarına dayanılarak verilmiştir.
#Sel #Sigorta #HasarYönetimi #RiskYönetimi #AfetYönetimi #DASK #İstanbul #İşDurması #SigortaBilinci #zas #protectiongap #sunday #pazar #acilnakit #gecmisolsun.




Yorumlar